• persembe@persembe.com

Category ArchiveUncategorized

Gazi Hüsrev

7 yıl önce (2014) bugün, Saraybosna’da 1992-95 bombalarında harap olan Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi Katar’ın $9 milyonluk bağışıyla yeniden açıldı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın sancak beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından 1537’de yaptırılmıştı. Gazi Hüsrev’in babası Boşnak, annesi Türk’tü (hatta annesi tarafından II. Beyazıt’ın torunu olur).

Kütüphaneyi ilk kez 1697 yılında medeni Avusturya’lılar basıp tapular, evlilik cüzdanları gibi yasal ve tarihi evrağı imha etmişlerdi. 1990’larda da Sırp’lar kenti yakarken kütüphanede bulunan kitaplar ve yazıtlar 8 kez camilere, bankalara, duvarların arkasına kaçırılarak kurtarıldı.

Kentin eski Osmanlı mahallesinde 3 kat yükselen yeni kütüphanede bugün Arapça, Türkçe, Farsça, Boşnakça ve diğer dillerde yazılmış 100 bin el yazması tarihi, ilmi, felsefi, tıbbi eser ve çok sayıda basılı kitap, fotoğraf, belge, mektup ve gazete var.

El yazmalarının en eskisi 1105’te Arapça yazılmış İslâm Ansiklopedisi var.

Döviz Kurunu Ne Belirler?

Bir ülkenin parasının diğer paralara karşı değerini belirleyen iki ana unsur vardır. Bunların matematiksel olarak açıklanabilen birincisi, söz konusu iki ülkenin enflasyonu (veya faiz oranları) arasındaki farktır. Enflasyonu, faizi yüksek olan paranın düşük olanla arasındaki % fark kadar değer kaybetmesi beklenir. Nitekim bankaların kote ettiği forward kurlar da bu farka bakarak hesaplanır.

Kurları etkileyen ikinci unsur da ekonomik, siyasi, jeopolitik, sosyal, hukuki, yönetimsel ve daha birçok gelişmedir. Bu gelişmeler her an değişir ve özellikle kısa vadede öngörülebilmeleri son derece zordur.

Ekonomistlerden akademisyenlere, ekonomi yorumcularından piyasa gurularına, insanların çıkıp doların “gerçek”, “olması gereken”, “adil” değeri şu olmalıdır, şuradan geri döner, burada desteği direnci var demesi sadece onların bu öngörülmesi zor unsurlara istinaden sahip oldukları görüşleri yansıtır ve matematiksel bir dayanağı olmadığı gibi yanılma payı çok yüksektir.

Nitekim, Türk Lirası’nın ABD Doları’na karşı bir yıllık seyrini gösteren bu grafikte kurun yıl içinde çok farklı yerlere gitmiş olmasına rağmen yılı takriben YİÜFE artışı oranında bir değer kaybıyla kapadığına işaret etmektedir.

Bu bile sadece gelişmelerin etkisiyle ortaya çıkmış rastlantısal bir sonuçtur. Türk Lirası’nın ABD Doları’na karşı YİÜFE veya bilimsel enflasyon (faiz) farkları kadar değer yitireceği de garanti değildir. Buna bir de yukarıda sıralanan öngörülemez piyasa gelişmelerini eklerseniz, yatırımcıların, şirketlerin, döviz riski taşıyanların kimin ne yorum yaptığına ne kadar kulak vereceklerini iyi değerlendirmeleri gerekir.

Capitol

Bu ilk değil. Başta $500’e çizdirilen ABD Kongre Binası’na daha önce de saldırı olmuştu.

Kongre, Washington D.C. başkent yapılmadan önce (1790) New York’tan Philadelphia’ya  farklı farklı kentlerde toplanıyordu. Bunların bir tanesi Philadelphia’daki “Bağımsızlık Salonu” idi. 1783’te, Kongre toplantıdayken Bağımsızlık Salonu, Özgürlük Savaşı sırasında verdikleri hizmet karşılığında para isteyen 400 kızgın askerin saldırısına uğrayınca üyeler kaçmak zorunda kalmışlardı.

9 yıl sonra Washington’da inşa edilecek Konre Binası projesi için yarışma açıldı. Ödül $500 (bugünün $13.500’ü) ve kentte bir parsel idi. On proje katıldı. Hepsi ya kötü, ya çok maliyetli, ya da çok amatör bulundu.

Yarışma süresi bittikten sonra proje amatör bir mimara verildi (William Thornton). Paris’teki Louvre ve Pantheon binalarından esinlenen proje 1793 Nisan’ında kabul edildi. Farklı mimarların da işin içine girdiği proje 1811 yılına kadar sürdü ama Kongre 1800’den itibaren orada toplanmaya başlamıştı.

O binayı da İngilizler 24 Ağustos 1814’te yaktılar.

Şimdiki binanın yapımına 1815’te kölelerle başlandı. 1861’de Abraham Lincoln başkanlık yeminini ederken daha inşaat halindeydi. Şimdi gördüğümüz o 4 bin tonluk, 30m. çapındaki devasa kubbe 1863’te tamamlandı.

NYSE’de İlk Kadın

53 yıl önce (1967) bugün, New York Hisse Senedi Borsası (NYSE) 175 yıl sonra nihayet ilk kadın üyeyi, Muriel Siebert’i, kabul etti. O gün borsada 1.365 erkek üye vardı.

Muriel’in üyelik başvurusunu yapabilmesi için borsa kurallarına göre 10 üyeden imza alması gerekiyordu. Kendine en yakın bilip imza istediği ilk on erkek üyenin sadece birinden alabildi.

Bankalar bile onla kedi fare oynadı. O zaman üyelik ücreti $445 bindi. Bankadan $300 bin kredi onayı çıktı ama bu para ona ancak izin alırsa verilecekti. Borsa ise parayı verirse izin verileceğini söylüyordu. Sonunda becerdi.

Artık hayatta değil ama kurduğu aracı kurum hâlâ faaliyette ve NASDAQ’ta işlem gören Siebert Financial Corp.’un bir bağlı ortaklığı. Piyasa değeri $138 milyon. Yılda $24,5 milyon kâr ediyor.

Jefferson

169 yıl önce (1851) bugün, ABD Kongre Kütüphanesi’nde çıkan yangında Thomas Jefferson’un kitaplarının üçte ikisi kül oldu.

Kongre Kütüphanesi, 1800 yılında Başkan John Adams’ın “kongreye gerekli kitapların” alınması için $5 bin (bugünün $103 bini) tahsis edilmesini öngören yasayı onaylamasıyla kurulmuştu.

Londra’dan sipariş edilen ilk kitaplar 1801’de gelmiş, kütüphanenin ilk evi olan Washington D.C.’deki Kongre Binası’na yerleştirilmişti. 1802’de tamamlanan ilk katalogda 964 kitap listeleneliyordu. 12 yıl sonra İngiliz ordusu başkente girip Kongre Binası’nı yakınca o zamana kadar birikmiş olan 3 bin cilt kül olmuştu.

Bunun üzerine (1815) Thomas Jefferson kendisine ait olan 6.487 cilt kitap ve gazete arşivini kongreye satmayı teklif etti ve $23.950’ye (bugünün $405 bini) anlaştılar (o da bu parayla borçlarını ödedi). 1851’de çıkan ikinci yangın bu sefer biriken 55 bin kitabın üçte ikisini yok etti.

Jefferson deli gibi okuyan biriydi. Köleleri çoğu zaman Monticello’daki (evi) kütphanesinin yerine çömelmiş aynı anda 20 kitabı okuduğunu anlatırlardı.

İç Savaş’tan sonra Kongre Kütüphanesi fiilen ülkenin ulusal kütüphanesi haline geldi. Bugün dünyanın en büyüklerinden biri olan kütüphanenin Washington D.C.’deki üç devasa binasında 39 milyon kitapla birlikte haritalar, el yazmaları, fotoğraflar, filmler, baskılar, çizimler ve işitsel görsel video kayıtları bulunuyor.

Çöp Tahvil

21 Aralık 2020

32 yıl önce (1988) bugün, zamanın dev yatırım bankası Drexel Burnham Lambert sermaye piyasası yasalarını çiğnemekten suçlandığı mahkemenin kararına dakikalar kala $650 milyon ceza ödemeye razı oldu.

Drexel o zamanlar bugünün parasıyla yılda $1 milyar kâr ederken yıldız trader’ı Michael Milken’in cebine de yılda $500 milyon giriyordu. Micahel Milken finans tarihine “çürük tahvil kralı” olarak geçti. O garip eğreti peruğunun altındaki kafası müthiş çalışıyordu.

Önce getiri arayan piyasanın gözden düşmüş şirketlerin riskli ama yüksek getirili tahvillerine olan iştahının patlayacağını gördü, sonra da 1980’lerin o müthiş borçla şirket satın alma furyasını başlattı. Şirketine ve müşterilerine muazzam paralar kazandırıken sermaye piyasası yasalarının da piyasanın serbestçe işlemesini engellediğini savundu. Fazla büyüdü, fazla kibirlendi ve içerden öğrenenlerin ticaretinden başlayıp daha bir dizi yasayı çiğnemeyi kendine hak gördü. Yakalandı tabi. 10 yıl hapis ve $600 milyon cezayı yedi. Sermaye piyasalarından da ömür boyu men edildi.

22 ay yattıktan sonra iyi halden çıktı ve ama yatırım danışmanlığı yapmaya başladı. Yine sermaye piyasalarına bulaştığı için $42 milyon ceza daha ödeyip bu işi bıraktı (önemli değil, bankada $3,7 milyarı var).

Olan Drexel’e oldu. ABD’de 60 yıl boyunca yapılmamış bir şey yapıldı ve Federal Reserve New York Başkanı ve SEC (ABD’nin SPK’sı) Başkanı tarafından 1990 yılında iflâsa başvurmaya zorlandı ve yok oldu gitti.

 

Fed de soyulur

18 Aralık 2020

98 yıl önce (1922) bugün, Denver Darphanesi’nin ön kapısına gelen siyah Buick’teki 5 silahlı kişi Federal Reserve’in zırhlı kamyonuna yüklenmekte olan $200 bini (bugünün $3 milyonu) kapıp toz oldular.

Bir buçuk dakika süren çatışmada bir muhafız ölürken hırsızlardan biri de yaralandı. O daha sonra kaçan arabada öldü. Polis 3 hafta sonra arabayı içindeki cesetle birlikte Denver’da bir garajda buldu. Daha sonra belirlenen bir zuladan da $80 bini kurtardılar.

12 yıl boyunca ne paranın gerisi ne de hırsızlar bulunamadı. Onca zaman sonra polis ilgili beş erkek ve iki kadının kimliklerini belirledi. Bunların beşi zaten o zamana kadar ölmüştü. Hayattaki diğer iki şüpheli de tamamen farklı suçlardan dolayı hapisteydiler. Hırsızlıkla ilgili hiç kimseye yasal bir suçlama yapılmadı ve dosya 1934 yılında kapatıldı.

Bol çocuk, bol büyüme

12 yıl önce (2008) bugün, 8 yıllık evlilikten sonra Madonna’yla Guy Ritchie boşanma koşullarında anlaştılar. Hep kadınlar alacak değil ya. Bu sefer Ritchie anlaşmadan £60 milyon daha zengin ayrıldı.

Onlar pek açık etmediler ama magazin basını bu rakamın içinde Londra’da sahip oldukları bir pub ve kırsaldaki £20 milyonluk malikâne de var diyor. Rakamlar büyük. İkisinin toplam varlıkları $1 milyarı buluyor (bunun $150 milyonu fakir adamcağızın).

Evliyken bir erkek çocukları oldu, bir tane de Malavi’den evlat edinmişlerdi. Madonna’nın daha önce bir fitness hocasından da bir kızı olmuştu. Daha sonra 3 evlat daha edindi (toplam 6). Guy Ritchie de sonra tekrar evlenip 3 çocuk daha yaptı. 61 yaşındaki Madonna şimdi 25 yaşındaki yardımcı dansçı Ahlamalik’le beraber.

Buraya gelseler hemen alırız. Ne de olsa “bol çocuk = ekonomik büyüme” teorisinin mucidiyiz.

İşkence – 3 Aralık

7 yıl önce (2013) bugün, 1954-1962 arasındaki Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında görev yapan işkenceci “ölüm taburu”nun lideri General Paul Aussaresses öldü. 2004’te Başkan Jacques Chirac ona verilen şefer nişanını (Legion d’Honneur) geri almıştı. Generale bir de €7.500 ceza kesildi. O sekiz yıl içinde öldürülen 750.000 Cezayirli için adam başı 1 cent.

Aussaresses 2000 yılında Le Monde gazetesine verdiği bir mülâkatta hem işkenceci olduğunu itiraf etmiş (hatta 24 kişiyi kendi öldürdüğünü de) hem de işkencenin meziyetlerini savunmuştu. 1973 yılında Brezilya’ya taşınmış, Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili ve Paraguay’daki cuntaların diktatörlerine solcu muhaliflere karşı nasıl işkence yapılacağı konusunda danışmanlık vermişti.

Hatalı bir katarakt ameliyatı sonucunda bir gözünü kaybetmesi haricine 95 yaşında kalan tek lânet gözünü yumana dek bu dünyada pek bir rahatsızlık çekmedi, ama eğer cehennem diye bir yer varsa herhalde şimdi bir kazanın içinde kaynatılıyordur.

 

Mississippi – 2 Aralık

301 yıl önce (1719) bugün tarihin ilk modern hisse senedi balonu patladı. Paris’in Wall Street’i Quincampoix’da işlem gören Mississippi Co. hisseleri tarihinin en yükseğini (10.025 livre) gördükten sonra inişe geçti.

Şirket daha 9 yaşındaki Fransa Kralı XV. Louis’ı kafalamış İskoç finansçı ekonomist John Law’un çılgın projesiydi. Kuzey Amerika’yı kolonize edip üretimini talan ederek Fransa’nın borcunu finanse edecekti. Ne var ki, projenin başarıya ulaşması için şirket hisselerini satin almak için koşup gelecek sonsuz sayıda yeni yatırımcı gerekiyordu. Geldiler de. Ama sonuncusu bugün geldi.

Hisseler bir daha gün yüzü görmedi. Bir yıl içinde %70 değer kaybetti. Bundan sonra da hep böyle oldu. Hâlâ öyle oluyor. Balonlar şişiyor, balonlar patlıyor…