• persembe@persembe.com

Tarihte Bugün Nisan 2019

30 Nisan 2019

31 yıl önce (1988) bugün (30 Nisan), İrlanda’daki bir yarışmada, İsviçre adına yarışan, Kanada’lı bir şarkıcı, bir Türk’ün bestesiyle birinci olup dünyaca meşhur oldu. 150 milyon albüm sattı, bugün 630 milyon $’ı var.

Celine Dion o Kanada’lı şarkıcı. Dublin’de yapılan 33. Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda Atilla Şereftuğ’un bestelediği “Bensiz Gitme” isimli şarkısıyla birinci olup dünya sahnesine çıktı. Yarışmaya 21 ülke katıldı (Kıbrıs yarışma kurallarını ihlâl ettiği için diskalifiye olmuştu), onun için Yunanistan Kıbrıs’a 12 puan veremedi, Hollanda’ya verdi (Türkiye’ye sıfır puan tabi). Türkiye’den “Sufi” ile MFÖ katılmıştı, 15. oldu.

Celine Dion 14 çocuklu bir aileye 1968 yılında doğdu. 12 yaşındayken yazdığı bir şarkıyı menejer/yapımcı Rene Angelil’e götürdüler. Ondan sonra da bir daha arkasına bakmadı. Celine kendisinden 26 yaş büyük Rene ile evlendi. Çok uğraştılar, sonunda tüp ikiz bebekleri oldu. Rene 2014’te gırtlak kanserinden öldü.

Celine 2004 Asya tsunami ve bir yıl sonra da Katrina fırtınası felâketzedelerine birer milyon dolar bağışladı. Rakamları hep büyük oldu. 2000 yılında kocası kendisini tecavüzle suçlayan Kore göçmeni Yun Kwon Sung’a susması için 2 milyon dolar ödedi ve suçlamayı hiçbir zaman kabul etmedi. Daha sonra Yun Kwon ve kocası şantajcılıktan tutuklandılar.

2001 yılında da karı koca bir Kanada dedikodu gazetesine 5 milyon dolarlık karalama/iftira davası açmışlardı. Gazete çiftin Las Vegas’ın en şaşalı otellerinden Caesars Palace’ın havuzunu çıplak güneşlenip yüzebilmek için 5 bin dolara kapattıklarını yazmıştı.

29 Nisan 2019

2 yıl önce (2017) bugün (29 Nisan), Dünyanın en büyük internet ansiklopedisi Vikipedi’ye Türkiye’den erişim engellendi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 5651 sayılı kanunun verdiği yetkiye dayanarak önce idari tedbir kararıyla engellemeyi yaptı, arkasından mahkeme kararı geldi. Gerekçe olarak “Türkiye’yi terör örgütleriyle aynı zeminde gösteren ifadelerin bulunması” gösterildi. Bu bölümlerin düzeltilmesi taleplerine Vikipedi yanıt vermedi.

Üç gün sonra, 15-18 Mayıs 2017 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan Dünya Akıllı Kentler Fuarı konuşmacı listesinden Vikipedi’nin kurucusu Jimmy Wales çıkarıldı, ona da gelme diye mektup yazıldı. “Üzüldüm” dedi Wales, “İstanbul en sevdiğim kentler arasında.”

Bugün Vikipedi’ye erişim hâlâ kapalı. Mart 2018’de Vikipedi’nin Facebook sayfası “Türkiye’yi özeldik” kampanyası başlattı ve Vikipedi logosunun üzerindeki siyah sansür bantını kırmızı yaparak içine bu ifadeyi koydu.

Ansiklopedi engellemeyi becermiş başka ülkeler de var. Vikipedi bugüne dek Çin, Venezuela, Fransa, İran, Pakistan, Rusya, Birleşik Krallık, Suudi Arabistan, Tayland, Tunus, Suriye ve Özbekistan.

28 Nisan 2019

14 yıl önce (2005) bugün (28 Nisan), Amerikalı girişimci Steve Wynn, 2,7 milyar $ harcadığı gazinosu Wynn Las Vegas’ı açtı. Her tarakta bezi var adamın. Şarkıcı, söz yazarı, müzisyen, tombalacı, gazinocu. 77 yaşında, 3,5 milyar $’ı var.

Soyadı aslında Weinberg ama sonra değiştirdi. Pennsylvania Üniversitesi’nden İngiliz Edebiyatı diplomasını aldıktan sonra Yale’de hukuk okuyacaktı ama babası ölüp arkasında 350 bin dolarlık kumar borcu bırakınca aile işi olan tombala salonlarının başına geçti. Ordan da yürü kulum.

Las Vegas ‘taki Golden Nuggets, Mirage, Bellagio, Treasure Island gibi daha birçok büyük otel onun imzasını taşıyor. Wynn Resorts da sadece Las Vegas değil. Macau’dan Boston’a kadar uzanıyor. Ocean’s filmlerindeki Andy Garcia aslında onu oynuyor. Wynn sıkı bir sanat koleksiyoneri. Van Gogh, Turner, Warhol, Manet, Picasso, Matisse, Cezanne, Gaugin… Saymakla bitmez. En son bir Sotheby’s müzayedesinde bir Vermeer tablosuna 30 milyon $ ödedi. Daha önce de 33,2 milyon $’a bir Rembrandt almıştı. Gazinosu Wynn Las Vegas da sanat eseri dolu. Otele girince Jeff Koons’un Laleler heykeli, Gustave Eiffel’in avizesi, Botero’nun tablolarıyla karşılaşıyorsunuz.

Wynn Resorts’un toplamda 7.500 odası var ama odalar satışların sadece %12’sini oluşturuyor. Arslan payı gazinolardan geliyor (yılda 4,5 milyar dolar). Para böyle bol olunca kızınız kaçırılıyor. 1993 yılında 1,45 milyon $ fidye ödeyip de kurtarabildi.

Sütten çıkmış ak kaşık değil ama. Cinsel taciz suçlamarıyla onlarca kadın peşinde. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Wynn Resorts’un CEO’luğunu bırakma zorunda kaldı. Pennsylvania Üniversitesi ona verdiği onursal diplomayı geri çekti.

27 Nisan 2019

17 yıl önce (2002) bugün (27 Nisan), Güney Afrikalı girişimci Mark Shuttleworth 20 milyon $ ödeyerek 7 gece 8 gün geçireceği Uluslararası Uzay İstasyonu’na vardı. Shuttleworth uzaya çıkan ilk Afrikalı olurken, uzay turizmi için kendi cebinden ödeme yapıp gezen ikinci özel dünyalı kişi oldu.

Biri Rus diğeri İtalyan, iki astronotla Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden bir Soyuz roketiyle yola çıktı. Bunu yapabilmek için bir yıl süren eğitimlerden, medical testlerden, sıfır yer çekimli uçuşlardan, merkezkaç tatbikatlarından ve derslerden geçti. Bir haftayı NASA’nın Houston’daki Uzay Merkezi’nde, yedi ayı Rus kozmonotların eğitildiği, Moskova banliyösü Star City’deki Yuri Gagarin Kozmonot Eğitim Merkezi’nde geçirdi.

Bir doktor baba ve anaokul öğretmeni annenin oğlu olan Shuttleworth, Cape Town Üniversitesi’nde finans ve bilgi sistemleri okudu. Son sınıftayken (1995 – 22 yaşındaydı) evlerinin garajında dijital sertifika ve internet güvenliği alanlarında Thawte isimli şirketini kurdu. 4 yıl sonra, 1999’da VeriSign şirketi 575 milyon $’a satın alıp (bugünün 850 milyon $’ı) Shuttleworth’ü bir gecede milyoner yaptı (bugünkü kişisel serveti 1 milyar $).

Kendi özel jeti var. Çift pasaportlu (İngiliz ve Güney Afrikalı) ve İngiltere ve İrlanda arasındaki Man Adası’nda oturuyor. Cömert bir yardımsever. Afrikalı çocukların eğitimi için büyük paralar harcıyor. Shuttleworth aynı zamanda ücretsiz işletim sistemi Linux bazlı Ubuntu’nun da kurucusu. İsmi yerel Zulu ve Xhosa dillerinden almış, “başkalarına karşı insanlık” demek.

26 Nisan 2019

33 yıl önce (1986) bugün (26 Nisan), Çernobil’de tarihin en büyük nükleer felâketi meydana geldi. Etrafa Hiroşima’ya atılan atom bombasından daha fazla radyasyon sızdı.

Kazanın sebebi insan hatasıydı.

Gece 01:23’te 4. Ünite patladı ve reaktörün kazanını deldi. Ekipler sadece türbinlerin soğutma güvenlik sistemini çalışır halde tutup tutmayacağını öğrenmek istediler. Reaktörü kapatamayacakları için gücü normalin %25’ine indirmeye karar verdiler. Bu deneme, bu kadar düşük güç seviyesinde de ancak güvenlik sisteminin kapatılmasıyla yapılabilirdi. İşler plânlandığı gibi gitmedi. Reaktörün gücü %1’e düşünce istenen seviyeye çıkartmak için yapılan pompalama zincir reaksiyon başlattı ve güvenlik sistemi kapalıyken reaktör delindi. Patlama 1000 tonluk kapağı uçurdu. Isı 2000 dereceye fırladı ve yakıt çubukları eridi. Çubukları örten grafit kaplama 9 gün boyunca yanıp durmadan radyasyon sızdırdı.

Reaktörü tamamen kapatan 36.000 tonluk, 108 metre yüksekliğinde ve 162 metre uzunluğundaki devasa yapının inşaatı 2017’de bitti ama hazırlanan Barınak Uygulama Plânının tamamı 2019 sonunda bitmiş olacak. Projeyi Avrupa Komisyonu ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası liderliğinde 40 ülke fonluyor. Bittiğinde 2,1 milyar avroya mal olmuş olacak.

Ancak radyasyondan bahsediyoruz. Etkileri daha 30 yıl sürecek. Temizlik, çevre, sağlık, tarım, enerji ve ekonomi başlıkları altındaki maliyetler ele alındığında Çernobil felâketinin toplam maliyeti 235 milyar doları bulacak. Bu rakam dünyanın 139 ülkesinin GSMH’sından daha fazla. Bu parayı Türkiye’ye dağıtmaya kalksanız adam başı 2.900 dolar düşer.

25 Nisan 2019

6 yıl önce (2013) bugün (25 Nisan), Ruanda tarihinin ilk Euro tahvilini ihraç etti. 400 milyon $’lık 10 yıl vadeli tahvile 8 misli talep geldi.

Denize kıyısı, petrol gibi doğal kaynakları, uluslararası piyasalara pek erişimi olmayan, küçük bir iç pazarı bulunan küçük bir Afrika ülkesi olmasına rağmen tahvilin getirisi sadece %6.875 olarak gerçekleşti. Hükümet parayı eski ve daha pahalı olan borçları kapatmak ve Nyabarongo barajıyla başkent Kigali’deki kongre merkezinin inşaatını tamamlamak için kullanacağını açıkladı.

Harika bir yer Ruanda. Kafeslerin dışında, doğal yaşamlarında görebileceğiniz dağ gorillerinin yaşadığı 3 Afrika ülkesinden biri. Dünyanın parlementosunda en çok kadın bulunan ülkesi aynı zamanda (%64).

Ruanda’ya bin tepeli ülke deniyor, çünkü her tarafı yemyeşil tepelerle kaplı. Yeşile bayılıyorlar. Öyle ki, Kigali’de çimlere basmak kanunen yasak. Tertemiz Kigali, Afrika’nın en temiz başkenti. Kamuya açık alanlarda parmak arası giymek de yasak. Hijyenik olmadığı için. Ülkeye plastik torba sokmak da yasak, hemen elinizden alıveriyorlar.

Kigali’de her ayın son Cumartesi’si temizlik günü. Halk çıkıp mahallesinin yollarını, binalarını, parklarını temizliyor.

24 Nisan 2019

131 yıl önce (1888) bugün (24 Nisan), George Eastman, Kodak’ı kurdu. Kamera ve film pazarında ABD’nin %90’ı, dünyanın üçte biri elindeyken yanlış üstüne yanlış yaparak iflâs etti.

George Eastman bankadaki saymanlık işini bırakıp kuru fotoğrafik plakalar üretmeye 1880’de başladı. 1888 Eylül’ünde de Kodak ismiyle patentini alıp ilk kamerayı 25 dolara sattı. Kameranın içinde 100 resimlik film vardı. Bitince bütün kamerayı şirkete yolluyor, tab ettiriyordunuz (bir 10$ daha). Bu ilk kameranın pazarlama sloganı “Siz düğmeye basın yeter, gerisini biz yaparız” idi.

Kodak mühendisleri 20 bine yakın patent aldılar (3 milyar $ değerinde). Uzaydan askeriyeye kadar onlarca dalda teknoloji ürettiler. 1976 yılına gelindiğinde şirket Amerikan film pazarının %90’ına, kamera pazarının da %85’ine sahipti. 145 bin kişi çalışanıyla 1996 yılında dünya pazarının üçte birini ele geçirdi. Yılda 16 milyar $ satış yapıyordu. 31 milyar $’lık piyasa değeriyle hisse senetlerinin fiyatı 90$’a çıkmıştı. Dünyanın en değerli beşinci markasıydı.

Ne var ki film diye tutturdu ve dijital devrimi yakalayamadı. Ne ironidir ki, ilk dijital kamerayı da Kodak yapıp patentini almıştı ama gereken önemi göstermediler. 2011 yılında hisse fiyatı 1 doların altına indi. 50 bin kişiyi işten çıkardı, fabrikaları kapattı ve 2012 başında iflâsa başvurdu. Patentlerini satmaya çalıştı ama alıcı bulamadı.

Kodak sonra iflâstan çıktı ve bugün hâlâ faaliyetini gösteriyor ama ne eski heybeti ne de başarısı var.

George Eastman bir vizyoner, bir kaşif ve cömert bir yardımseverdi. Omuriliğindeki ölümcül rahatsızlığın verdiği acıya dayanamadı ve kendini göğsünden vurarak 77 yaşında hayata veda etti. Arkasında (bugünün parasıyla) 50 milyon dolarlık servet ve şu notu bıraktı “Dostlarım, işim artık bitti, beklemeye gerek yok.”

23 Nisan 2019

6 yıl önce (2013) bugün (23 Nisan), tarihin ilk twitter crash’i gerçekleşti. Hacklenen Associated Press hesabı Beyaz Saray’daki patlamalarda Başkan Obama’nın yaralandığını tweetleyince borsalar çöktü.

Saat 13:05’te borsalar mutlu bir şekilde salınıyor, hemen hemen tüm endeksler bir önceki günün kapanışına göre ortalama %1 yukarıda seyrediyordu. Haber Ajansı Associated Press’in tweeter hesabı saat 13:07’de Beyaz Saray’da iki patlama olduğunu ve Başkan Obama’nın yaralandığını duyurdu.

Tweetteki elbette yalan haberdi. Hem Associated Press’ten hacklendiği hem de Beyaz Saray’dan başkanın gayet iyi olduğu duyurusu yapılınca piyasalar hemen eski seviyelerine döndüler. Haber yalan haberdi ama piyasalar tam 7 dakika boyunca gerçek bir kâbus gördüler. 7 dk. süren panik 136 myr $’ı kül etti.

FBI, SEC (Amerikan SPK’sı) ve diğer gizli servisler hemen inceleme başlattılar ama sonu bir yere varmadı. Olayı Beşar Esad yanlısı ve kendisine Suriye Elektronik Ordusu ismini veren bir grup üstlendi.

Gerçek veya sahte, bu tür olaylara anında, saliseler içinde ve çok büyük hacimlerle tepki veren algoritmaların piyasalara vereceği zararlar da bu olayla birlikte tekrar konuşulmaya başlandı. Bunlardan daha çok duyacağız.

22 Nisan 2019

519 yıl önce (1500) bugün (22 Nisan), Portekizli Pedro Alvarez Cabra, kazara da olsa, Brezilya’yı keşfeden ilk Avrupalı oldu. Osmanlı ve Venedik donanmalarına yakalanmadan Hindistan’ı hristiyanlaştıracak ve sömürüp baharatları getirecek bir rota bulmak amacıyla yola çıktı.

Asillerden bir ailenin 11 çocuğundan biriydi ve iyi bir kumandan oldu. Onun için saraya yakındı ve bu görev ona verildi. 9 Mart’ta Lizbon’dan, Tagus Irmağı’nın ağzından yola çıktı. Kendisinden önce Hindistan’ı keşfetmiş vatandaşı kaşif Vasco de Gama’nın talimatları doğrultusunda güya Ümit Burnu’nu dolaşıp Hindistan’a gidecekti, ama kayboldu, Hindistan yerine Brezilya sahiline çıktı. Üstelik ona başka bir ünlü Portekizli kaşif ve ilk kez Güney Afrika’ya ayak basan Avrupalı olan Barholomeu Dias da eşlik ediyordu ama beraber kayboldular.

Pedro Alvarez bulduğu bu yere “Gerçek Haç Adası” ismini taktı ve orada bulduğu boya ağacının dallarını gemilere yükleyip Portakiz’e götürdü. Onun için de Kral Manuel verdiği ismi değiştirip bu yeni topraklara boya ağacının (Brezilya Ağacı) ismini verdi. Nedense kralla araları pek iyi değildi. Biraz da yola çıktığı 13 gemiden 9’unu kaybetmiş olmasından kaynaklanabilir, kral bir sonraki Hindistan seferinin kumandasını ona değil, yine Vasco de Gama’ya verdi.

Pedro Alvarez Cabra kazara da olsa bir yeri keşfetti işte. Onun için de, Portekiz’in Euro’ya dahil olmadan önce kullandığı 1000 Escudo ve Brezilya’nın 2000 yılında Portekizlilerin kıyıya çıkışının 500. yılı anısına çıkardığı 10 Real banknotların üzerinde portresi var.

21 Nisan 2019

93 yıl önce (1926) bugün (21 Nisan), Kraliçe Elizabeth doğdu. 67 yıldır da tahtta. Bugün dünyada 2,4 milyar insanın kraliçesi (İngiliz Uluslar Topluluğu ile). Yâni dünyanın üçte biri. Dünyanın üçte biri kadar da zengin.

Ondan daha zengin olanlar da var elbette. Kraliçe İngiltere’de 17. sırada. Birinci sırada toprak ağası (modern derebeyi), iki yıl önce babasının mirasına konan 27 yaşındaki Westminster Dükü (Grosvenor ailesi) var. 10 milyar sterline yakın servetleri var. Kraliçenin serveti daha mütevazi. 400 milyon sterlin.

Bu paranın bir kısmı devletten bir kısmı kendi varlık ve yatırımlarından geliyor. Devletten gelen paranın büyük bir kısmını tahttaki hükümdarın (sadece tahtta olduğu müddetçe) sahip olduğu emlâk portföyünün (ki bu portföy Birleşik Krallığın en büyüğü) gelirlerinin bir yüzdesi oluşturuyor. Diğer kısmı da vergilerden. Devletten gelen bu para kraliçenin resmi görevlerini ifa etmesi, kraliyet saraylarının bakımı ve idaresi ve saray için çalışanların maaşları için kullanılıyor. Meselâ Prens Charles ve Camilla’nın geçen Kasım ayında Singapur, Malezya ve Hindistan’a yaptıkları 10 günlük gezinin 362 bin sterlinlik faturasını bu fon ödedi. 2019’un Mart ayına kadar ayrılan yıllık toplam 82 milyon sterlin idi.

 Kraliçenin kendi yatırım portföyü de hayli çeşitlemeli. Londra’nın en kupon yerlerinde emlâğı, denizde rüzgâr çiftlikleri, 100 tane yarış atı, New York’ta ünlü mimar Norman Foster’in (sonra ona şövalye unvanı verdi) tasarladğı 300 m2’lik ve 8 milyon dolar değerindeki çatı katı var. Üstelik İngiliz sularındaki tüm kuğular, yunuslar ve balinalar da kanunen onun.

Bir balinam olmadı.

20 Nisan 2019

20 yıl önce (1999) bugün (20 Nisan), Rusya 1,3 milyar dolar değerindeki Maliye Bakanlığı bonolarını ödeyemedi ve temerrüde gitti. Ekonomik kriz zaten bir yıl önce başlamıştı. Krize Rus Gribi, Ruble Krizi gibi isimler de takıldı.

Sanayide dibe vuran verimlilik, grevler, aşırı değerli ve nispeten sabit Ruble, kronik bütçe açığı, siyasi iç çekişme, hükümetin güveni tesis edecek bir önlem alamaması, 5,5 milyar dolara mal olan Çeçenistan savaşı, Asya finansal krizi ve düşen enerji ve metal fiyatları, merkez bankasının Ruble’nin değerini korumak için devamlı piyasaya müdahele ederek (27 milyar $ harcadılar) yabancı para rezervlerini tüketmesi ve bütün bunların sonucunda sermayenin Rusya’dan kaçması ve faiz oranlarının fezaya çıkması. İşte bütün bunlar bağıra bağıra gelen krizin nedenleriydi. Sonuç da sürpriz olmadı: Devalüasyon, temerrüt, moratoryum.

Halbuki Temmuz 1998’de IMF ve Dünya Bankası 22,6 milyar $ vermişti ama bunun 5 milyarı daha geldiği gün çalındı.

Aradan 10 yıl geçti ve ne tesadüfdür ki yine 20 Nisan’da, bu sefer aynı batakta olan Ekvator, temerrüt söylentilerini önlemek için uluslararası piyasalardaki 3,2 milyar $ değerindeki ülke bonolarını (Ekvator’un o günkü dış borcunun üçte biri) %70 iskontoyla geri alacağını ilân etmek zorunda kaldı.

19 Nisan 2019

7 yıl önce (2012) bugün (19 Nisan), ABD darphanesinin ürettiği ilk madeni paralardan biri olan 1792 tarihli Gümüş Ortalı 1 Cent’i müzayedede 1 milyon dolara satıldı (%15 de komisyonu var).

1 cent’lik madeni paraya 1 milyon $ ödemek çılgınlık gibi geliyor ama bu ilk defa olmuyor. Bu cent’lerden sadece 14 tane kaldı ve bir yıl önce biri 3 milyon $’a alıcı buldu. Bugüne dek 30 kadar 1 cent 1 milyon $ veya daha fazlasına satıldı. Bugün satılan 1792 tarihli Gümüş Ortalı 1 Cent 1960 yılında bir İngiliz birahanesinde ortaya çıkmış, 1974 yılında bir müzayedede 105 bin $’a satılmıştı.

Bu bakır cent’in iki önemli özelliği var. Biri ortasında küçük bir gümüş dolgu olması. Bu dolgu, darphanenin ağırlık standartlarına uyması ve içsel değerinin metal değeriyle eşit olması için yapılmış.

İkinci özelliği daha da önemli. Üstünde özgürlük kızının kabartması var ve şimdiki paralar gibi “In God We Trust” (Tanrıya Güveniriz) yazmıyor. Onun yerine “Özgürlük, İlim ve Sanayinin Anası” yazıyor. O zamanlar vatandaşlar bu yeni ülkeyi dinin veya tanrının değil; aydınlanmışlığın, düşünce özgürlüğünün ve endüstriyel büyümenin birleştireceğine inanmışlar!

18 Nisan 2019

51 yıl önce (1968) bugün (18 Nisan), Amerikalı girişimci Robert McCulloch yavaş yavaş batmakta olan Londra Köprüsü’nü satın alıp Arizona’da arazisini Mojave yerlilerinden alıp  kurduğu Lake Havasu City’ye dikti.

Bu köprü o bilinen turistik kuleli köprü değil, kent merkezine doğru bakrsanız, ondan bir önceki. Hani, 2017 Haziran’ında 3 İslamist teroristin kamyoneti yayaların üzerine sürüp 3 kişiyi öldürüp 48 kişiyi yaraladığı köprü.

Orta çağdan beri orada hep bir köprü oldu. McCulloch’un aldığı köprü 1831’de açıldı. 1900’lü yıllara gelindiğinde Londra’nın en kalabalık geçiti oldu. Sonra yavaş yavaş batmaya başladı. 1924 yılında batı tarafı 9 cm. daha aşağı inmişti. Gitmeliydi. İhale açıldı. İhaleyi 2.460.000 $’la McCulloch kazandı (bugünün 18,2 milyon $’ı). Üstüne bir 7 milyon $ daha harcayıp köprüyü parça parça Amerika’ya taşıdı. Parçalar Panama Kanalı’ndan geçip California’ya, oradan da Arizona’ya götürüldü.

Lake Havasu City’de 1971 yılındaki açılışı Londra Valisi yaptı. Cafcaflı, yaşlı, kır saçlı İngiliz asilzadeleriyle Arizonalı köylülerin katıldığı garip bir tören oldu. Altı yıl sonra ölecek olan McCulloch’un hayali kasabayı bir turist merkezi haline getirmekti. Köprünün bir yakasına bir “İngiliz Köyü” yaptırdı ama pek olmadı. Yine de bugün Lake Havasu City’deki Londra Köprüsü, Arziona’nın Büyük Kanyon’dan sonra en çok ziyaret edilen turizm noktası.

17 Nisan 2019

527 yıl önce (1492) bugün (17 Nisan), Kristof Kolomb doğudaki baharat ve ipek gibi değerli malların batıya getirilebileceği güvenli bir ticaret yolu bulmak amacıyla yapacağı seyahatın finansmanı için İspanya Sarayı ile sözleşme imzaladı. Resmi amaç Katolik dinini yaymak idi ama elbette hem sarayın hem de Kolomb’un ağızlarını sulandıran keşfedilen topraklarda yaşayan yerlileri doğrayıp, sömürüp getireceği hazinelerdi.

Kolomb para bulmak için Portekiz, Fransa, ve İngiltere krallarından tutun da Sultan II. Bayezid’a kadar herkese gidip dilendi ama elini tek cebine atan İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçesi Isabella oldular. Aslında onların da cebinden pek bir şey çıkmadı. Gemileri saraya bağlı belediyeler yaptı, para da İtalyan finansörlerden geldi.

Kolomb’un gemilerinin ismi Niña, Pinta ve Santa Maria olarak bilinir ama özgün isimleri la Santa Clara, la Pinta ve la Santa Gallega’dır. Mürettebat bunlara kısa lakaplarıyla hitap eder: la Santa Clara’ya Niña (“kız”), Pinta’ya Pintada (“boyalı” veya “fahişe”), la Santa Gallega’ya da Maria Galante (başka bir fahişenin ismi) derler. Kilise bu isimleri hep sansürlemeye çalışmıştır.

Kristof Kolomb’un ekonomist olduğu söylentisi yayılmıştır, çünkü bir yere gitmiştir ama gittiği yerin neresi olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur.

16 Nisan 2019

11 yıl önce (2008) bugün (16 Nisan), Avro Bölgesi’ndeki enflasyon endişeleriyle birlikte EURUSD paritesi kısa ömründe ilk kez 1.60’a yaklaştı. 3 ay sonra, eşik altı konut kredileri krizinin baş göstermesi ve Lehman Brothers’ın çökmesiyle 1.6037’yi gördü.

Avro fikri 1995 yılında Avrupa döviz kuru mekanizmasının (ERM) artık hayli sorunlu hale gelmesiyle ortaya çıkmıştı. ERM kurların sadece %2.25 aşağı/yukarı oynamasına izin veriyor ve bu sınırlar aşılınca merkez bankalarının piyasaya müdahele etmesini istiyordu ama bu kısıtın yarattığı stres sonunda çatlaklara yol açtı. 1992 yılında, önce Sterlin, sonra Liret, sonra da diğerleri büyük spekülasyon yaraları aldılar.

Böylece 1 Ocak 1999’da Avro doğdu. Hayatına 1.1795 dolardan başladı ve 0.8907’ye kadar düştü. 2002’de psikolojik 1.0000 seviyesini tekrar geçti. 2008’deki 1.6000 zirvesinden beri de düşüyor. 2017 başındaki 1.0340 düşüğünden sonra şimdi 1.12 – 1.15 arasında salınıyor.

Avro artık dünyanın en büyük ikinci rezerv parası. Küresel forex pazarının %30’unu oluşturuyor. Günlük işlem hacmi 1,5 trilyon dolara yaklaşıyor. Herhalde şu anda dünyanın en büyük gazinosu. Bu devasa Pazar çok da şeffaf değil. Çoğu işlem forex dealer’ları, bankalar, hedge fonları ve diğer banka dışı finanasla kurumlar arasında yapılıyor. Spekülatif olan ve olmayan işlemler arasındaki ayırım biraz buğulu.

15 Nisan 2019

36 yıl önce (1983) bugün (15 Nisan), İsrail tarihinin en pahalı hırsızlığı gerçekleşti. Kudüs’teki L.A. Layer İslam Sanatları Müzesi’nden milyonlarca $ değerindeki 106 antika saat çalındı.

Aralarında 30 milyon $ değerindeki ünlü saat imalatçısı Abraham-Louis Breguet’in Fransa Karliçesi Marie Antoinette için yaptığı cep saati de vardı. Bugün bile bu saate antika sanat dünyasının Mona Lisa’sı deniyor. Otomatik kurmalı bu saatin siparişi Breguet’e 1783 yılında Marie Antoinette’in hayranlarından biri tarafından verilmiş, her tarafının altınla süslenmesi istenmişti. Saatin yapımı 1827’de tamamlanmıştı; Marie Antoinette’in giyotine gitmesinden 34 yıl sonra ve Breguet’in ölümünden 4 yıl sonra.

Koleksiyondaki bir başka saat de yine Breguet’in yaptığı “Sempatik” isimli tabanca şeklindeki masa saatiydi. Saatlerin aslında İslam sanatıyla bir ilgisi yoktu ama müzede sergileniyor olmalarının nedeni müzenin kurucusunun babasına ait olmalarıydı.

Olayın aydınlatılması 25 yıl aldı. Suçlu, ünlü İsrailli hırsız Naaman Diller idi. Olaydan sonra Avrupa’ya kaçmış, sonra da 2004 yılında A.B.D.’de ölmüştü. Ölüm döşeğinde saatleri kendisinin çaldığını eşi Nili Shamrat’a itiraf etmişti. Saatlerin bazılarını eşi daha sonra satmaya çalışırken yakalandı. Saatlerin bazıları evinde çıktı. Diğerleri de hem İsrail’de hem dünyanın başka kentlerinin kuytu köşelerinde ortaya çıktı ve müzeye iade edildi.

14 Nisan 2019

92 yıl önce (1927) bugün (14 Nisan), Göteborg’daki fabrikadan ilk Volvo çıktı. Aslında biraz zor çıktı. Mühendis Carlberg vitesi bire attı ama araba geri geri gitti. Sonra hallettiler. Bu ilk Volvo’ya “Jakob” ismi verildi. O yıl 280 araba yapıldı.

Volvo şirketi 1915 yılında bilyeli rulman imalatçısı SKF’nin bağlı kuruluşu olarak hayata geçmişti ama Volvo’lular doğum günü olarak “Jakob”un fabrikadan çıktığı günü seçmişler.

 Volvo ismi SKF’nin rulmanları için birkaç yıl önce tescil ettirilmişti ama kısmet arabaya imiş. Bu marka Latince “volvere” (yuvarlanmak, dönmek) fiilinden türetilmiş. Volvo’nun logoso (benziyor ama) erkek cinsiyet sembolü değil. Aslında bir mızrak ve kalkan, savaş tanrısı Mars’ın sembolü. O ilk Volvo’nun ön ızgarasına bu logoyu tutturmak için çapraz bir demir çubuk kullanılmıştı. Niyet o değildi ama yapıştı kaldı, Volvo’nun karakteri oldu.

Volvo 1999 yılında Ford’a satıldı. Ford da 2010 yılında Çin’in Geely’sine sattı. Böylece Volvo Çin’in A.B.D.’de satılan ilk arabası oldu. Sağlamlığı ve güvenliğiyle hep önde oldu Volvo. New York’lu emekli öğretmen Gordon 1966 model Volvo’suyla 4,8 milyon km. yaparak Guinnes Rekorlar kitabına girdi.

13 Nisan 2019

19 yıl önce (2000) bugün (13 Nisan), Metallica Napster’a 10 milyon dolarlık telif hakkı ihlâli davası açtı (yasa dışı indirilen beher şarkı başına 100 bin dolar).

Metallica 1981 yılında kuruldu ve 90’lı ve 2000’li yılların en çok satan heavy metal rock grubu oldu. Napster ise 1999 yılında o zaman 19 yaşında olan programcı shawn Fanning tarafından kuruldu. Gençlerin kendi bilgisayarlarındaki MP3 dosyalarını paylaştıkları bu platformun (aslında bir dosya gezgini) 2001 yılına gelindiğinde aylık 80 milyon kullanıcısı vardı (o zamanlar Yahoo’nun kullanıcı sayısı 54 milyondu) ve değeri 80 milyon dolara çıkmıştı. Ayda 2 milyar adet dosya indiriliyordu.

Yaptığı elbette telif hakkı yasalarına aykırıydı. Metallica’nın daha piyasaya sürmediği şarkıları Napster’dan radyolara bile dağılmıştı. Metallica da hemen dava açtı. Grubun davulcusu Lars Ulrich bir anda muzdarip müzik endüstrisinin sözcüsü haline geldi. Haklıydı elbette ama Napster’a aşık milyonlarca gence savaş açmak karşıkültür imajını bir gecede milyoner davulcu iş adamına çevirdi.

Metallica davayı kazandı tabi. Napster da iflâs edip yok oldu.

Bu dava Steve Jobs ve Apple’ın iTunes ve iPod buldozerinin yolunu açtı ve günümüze kadar devam eden teknoloji şirketleriyle medya sektörü arasındaki savaşı da başlatmış oldu.

https://persembe.com/tarihte-bugun-nisan-2019/

12 Nisan 2019

10 yıl önce (2009) bugün (12 Nisan), %80 milyar hiperenflasyona (evet milyar) dayanamayan Zimbabwe Doları (Z$) dolaşımdan kalktı. Kullanılmaya 1980’de başlanmıştı. Kötü yönetim sayesinde paradan 2006’da 3, 2008’de 10, 2009’da 12 sıfır atıldı. 1983 yılında 1 Z$, 1 ABD$’ına eşitti. 2008 sonunda 1 ABD$ almak için 700 milyar Z$ gerekiyordu.

Yıllık enflasyon oranı Z$’ının kullanılmaya başladığı 1980 yılında %7 idi. 2001 yılında %100’ün, 2002 yılında %200’ün, 2005’te %600’ün üzerine çıktı. 2007 yılında %66 bin oldu. 2008 yılının sonuna gelindiğinde artık herkes saymayı bıraktı, çünkü rakam %80 milyara çıkmıştı.

2007 Şubat’ında Merkez Bankası son bir ümitsiz hame yaparak ENFLASYONU YASAKLADI (aşina geliyor mu?). Fiyatlar donduruldu, tanzim satışlar düzenlendi, fiyatlarını artıran tüccarlar, stokçular hapse atıldı (aşina geliyor mu?). Elbette enflasyon denen bu meretin bir bedeni yok ki parmaklıklar arkasında kalsın. Sonunda Z$ yok oldu gitti. Bugün Zimbabwe’de ABD$, Sterlin, Euro, Yuan, Rupi gibi her geçerli akçe kullanılıyor.

Şimdi de Venezuela Bolivar’ını izliyoruz. Kim demiş tüm kötülüklerin kökü paradır diye. Burada açıkça gözüküyür. Zimbabwe Doları’yla Venezuela Bolivar’ının suçu ne? Tüm kötülüklerin kökü, kötü yönetimler değil mi?

11 Nisan 2019

34 yıl önce (1985) bugün (11 Nisan), bir Apple yönetim kurulu toplantısında Steve Jobs’ın elinden bütün yetkileri alındı, sonunda da şirketten ayrıldı. Halbuki 11 Nisan Apple tarihinde uğurlu bir tarih idi. Şirketi 1976 yılında Steve Jobs ve Steve Wozniak kurmuşlardı. Jobs fikir adamıydı ve işin ticaret kısmına bakıyordu. Ortaklığın mühendislik beyni Wosniak idi. 11 Nisan 1976’da Wosniak ilk Apple 1 bilgisayarını yaratmıştı. 31 yıl sonra, 11 Nisan 2007’de Apple bütün dünyaya iTunes sanal dükkanından 2 milyondan daha fazla film sattığını ilân etmişti.

Ne var ki 11 Nisan 1985 Steve Jobs için iyi bir gün olmadı. Jobs geçinilmesi zor biriydi, çok bilmişti, herkesi kırıyor, iş düzen ve takvimini bozuyordu. O gün yönetim kurulu toplantısında Steve Jobs’ın 2 yıl önce kendi elleriyle şirkete getirdiği John Sculley herkesin desteğini alarak Jobs’ın elinden bütün yetkileri aldı. Halbuki Jobs iki yıl önce PepsiCo’nun CEO’su olan Sculley’i “Ömrün boyunca şekerli su mu satacaksın?” diye ayartıp Apple’a getirmişti.

Elbette Jobs bir süre sonra şirketten ayrılıp kendi yeni start-up’ını kurdu (NeXT). Ne ironidir ki,  o ayrıldıktan sonra Apple’ın işleri gitmedi ve Sculley de birkaç büyük yanlış yaptıktan sonra kovuldu. Batmak üzere olan Apple 1997 yılında, Steve Jobs’un yeni şirketini 429 milyon $’a satın alarak kurtuldu.

Drama orada bitmiyor. Steve Jobs şirkete geri dönebilmek için gizliden gizliye 1,5 milyon Apple hissesi sattı, satınca da hisse fiyatları son 12 yılın en düşüğüne indi. Bu da Steve Jobs’un yeni şirketi NeXT’i almaya karar veren Apple patronu Gil Amelio’nun başını yedi ve Steve Jobs’un Apple’a patron olarak dönüşünün yolunu açtı. Her şey plânlıydı.

Ne hoş değil mi? Git PepsiCo’dan CEO getir, senin başını yesin. Başka bir CEO senin şirketini satın alsın, sen de onun başını ye.

10 Nisan 2019

170 yıl önce (1849) bugün (10 Nisan), Amerikalı mucit Walter Hunt masasında oturup 15 $ borcunu nasıl ödeyeceğini kara kara düşünürken elindeki tel parçasını kıvırıp büküyordu. İşte oracıkta çengelli iğneyi keşfetti. Hemen gidip patentini aldı ve akabinde de 400 dolara sattı.

2016 yılında, çengelli iğne İngiltere’de yeni bir anlam kazandı. Nefret suçlarına karşı direnen göçmen ve azınlıkların dayanışma sembolü oldu. Bu anlam daha sonra A.B.D.’ye de uzadı. Donald Trump’ın başkan seçilmesinden sonra karşıtları da dayanışma sembolü olarak çengelli iğneyi kullandılar.

Walter Hunt daha bir sürü şey icat etti ve 100 kadar patentin sahibi oldu: bir dolma kalem, mükerrer ateşli tüfek, mermi kovanı, iplik eğirme makinası, bıçak bileyici, kömür sobası, yapma taş, yol süpürme makinası, ilkel bir bisiklet, kar küreyici, bir çeşit ağaç testeresi, buz kırıcı, tramvay zili, hokkalık, ayakkabı topuğu, vs., vs.. Hunt bu patentlerin çoğunu ucuza sattı.

1834 yılında dikiş makinasını keşfetti, ama patentini almadı, çünkü terzilerin işsiz kalacağından korktu. 20 yıl sonra Elias Howe benzer tasarımlı bir dikiş makinası yaptı ve gidip patentini aldı. Isaac Singer ile girdiği hukuk savaşından galip çıkınca da milyoner oldu.

Patent derken, ne ilginçtir ki, Hunt’ın 10 Nisan 1849’da çengelli iğnenin patentini almasından 59 yıl önce ve yine aynı gün, 10 Nisan’da, Başkan George Washington ilk A.B.D. Patent Yasası’nı imzalayıp Patent Kurulu’nu kurmuştu.

9 Nisan 2019

7 yıl önce (2012) bugün (9 Nisan), Kevin Systrom ve Mike Krieger, 18 ay önce kurup 13 kişiyle yürüttükleri Instagram’ı 1 milyar dolara Facebook’a sattılar (300 milyon $ nakit, gerisi Facebook hisseleri). Bir yıl içinde Instagram kullanıcı sayısı 100 milyona ulaştı.

Bugün bu rakam 800 milyonda. Bunların 500 milyonu hergün faal. Google’da günde 16,6 milyon “instagram” araması yapılıyor. Instagram üzerinde günde 95 milyon fotoğraf ve video paylaşılıyor (bugüne dek toplamda 40 milyar fotoğraf yüklenmiş).

Sıkı rekorlar var: Şarkıcı Selena Gomez’in 124 milyon takipçisi var. Futbolcu Ronaldo’nun 108, National Geographic’in 80 milyon. En çok beğeni alan paylaşım rekoru ise yine şarkıcı Beyonce’nin hamile fotoğrafı: 11 milyon.

Instagram ayda 2 milyon reklâm alıyor (bu rakam bir yıl öncesinin iki misli) ve 2017 yılında 4 milyon dolar ciro getirdi. Bu rakam Facebook cirosunun %20’si idi. 2019’da Instagram cirosunun 10 milyar dolara erişeceği tahmin ediliyor.

Zuckerberg’in Instagram’a niye o günkü değerlemelerin çok çok üzerinde fahiş bir fiyat ödediği belli. Instagram, sadece Facebook’ün önünden ekmeğini çalacak değil aynı zamanda geleceğini karartacak bir rakip olacaktı, çünkü Facebook demek fotoğraf demek ve Instagram’ın okları Facebook’un tam da o yumuşak karnına saplanacaktı.

8 Nisan 2019

76 yıl önce (1943) bugün (8 Nisan), savaş zamanı enflasyonu dizginleyebilmek için Başkan Roosevelt fiyatları ve maaşları dondurdu. Üstelik bunları hiçbir anayasa değişikliğine gerek görmeden yaptı. Halk ve anayasa mahkemesi görmezden geldi, çünkü bir dünya savaşı yaşanıyordu (zaten yürütme anayasanın üzerinden geçtiğinde hep olağanüstü bir şey yaşanıyordur). Bu önlemler pek işe yaramadı.

Ne ilginçtir ki, 8 yıl önce (1935) ve yine 8 Nisan’da Roosevelt bu kez ekonomiyi büyük buhranın kazdığı çukurdan çıkarmak için (yine olağanüstü bir durum) yine anayasanın etrafından dolanarak 1,4 milyon kamu projesinde çalışacak 8,5 milyon işsize devlette istihdam sağlayacak “Yeni Düzen” Acil Kurtarma Yasası’nı imzalamıştı. Bu önlemler de işe yaramadı.

… Ve yine ne ilginçtir ki, 9 yıl sonra (1952) ve yine 8 Nisan’da,  bu kez Truman ülke çapına yayılan grevlerin önünü kesmek için tüm çelik fabrikalarına el konulması emrini verdi (yine olağanüstü bir durum). Yine anayasanın etrafından dolanılmıştı ve yine işe yaramadı.

Sonuçta tarihin tozlu sayfalarının bu 3 farklı 8 Nisan’ında sadece şu 3 gerçek kaldı:

  1. yürütme “olağanüstü” bir durumun üstesinden gelmek için anayasanın etrafından dolanarak önlemler getirmişti,
  2. bu önlemler amaçlarına ulaşmadılar,
  3. bu önlemlerin tek becerdiği şey zenginle fakir arasındaki gelir dağılımı uçurumunu daha da derinleştirmek oldu.

7 Nisan 2019

3 yıl önce (2016) bugün (7 Nisan), MKE Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü Mustafa Tanrıverdi, TSK’nın temel saldırı silahı olarak tasarlanan Milli Piyade Tüfeği MPT-76 ve MP-5 marka silahların çizim ve tüm üretim planlarını 200 bin TL ve 300 bin dolar karşılığında ABD’li firmaya satarken yakalandı. Yıl sonunda Tanrıverdi 12 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Tanrıverdi, kendisi gibi Giresun’lu olan ve fabrika müdürü ve resmi olarak birkaç yıldır silah sattığı A.B.D.’de şirketi olan silah tüccarı Kutlay Kaya tarafından ihbar edilip ondan rüşvet alırken tuzak kuran polislerce yakalandı. Kaya’nın şirketi Zenith Fire Arms, MKE silahlarını A.B.D.’de pazarlıyordu.

Tanrıverdi, A.B.D. satışlarındaki kâr marjlarının çok düşük olması nedeniyle başka yerlere satış yapmaya çalışıp ona zorluk çıkardığından dolayı Kutlay Kaya’nın onun fabrika müdürlüğünden alınmasını için çalıştığını söylerken; Kutlay Kaya ise “çizimlerin milyon dolar değerinde olmasına rağmen vatanımın menfaatlerine aykırı olduğu için sinirlenip onu yakalatmaya karar verdim” diye ifade verdi.

Tanrıverdi’nin evinde 28 bin euro ve 18 bin dolar çıktı, ama hacca gitmek için biriktirdiğini söyledi. Sonra, gizli bilgileri başka bir kişi ve kuruluşa verip vermediği de soruşturuldu (özellikle yine Giresun’lu olan bir tabanca imalatçısına).

Bu arada, 2 yıl önce Paris silah fuarında MKE’nin standındaki kilitli dolaptan ödüllü dürbünlü tüfek çalınmış, birkaç ay sonra el değmemiş şekilde Fransız yetkililere geri teslim edilmişti??

Böyle işte, film gibi. 4.600 TL maaşlı Giresun’lu fabrika müdürü, Gresun’lu tabanca imalatçısı, Giresunlu-Amerikalı silah tüccarı, silah fuarları, MİT, belki CIA, belki Fetö. Yak altını, tütsün dumanı.

6 Nisan 2019

103 yıl önce (1916) bugün (6 Nisan), Mutual Film Corporation ile 675.000$ değerinde yıllık kontrat imzaladıktan sonra (haftada 12.980$) Charlie Chaplin artık dünyanın en çok kazanan aktörü oldu. O kadar popülerdi ki, 1917 yılında kıyafet balosuna giden her 10 kişiden 9’u Charlie Chaplin kıyafetiyle gitti. Kendisi de bir gün Charlie Chaplin Benzerleri yarışmasına katıldı ve üçüncü oldu. 1981 yılında Rus gökbilimci Lyudmila Karachkina keşfettiği 100’ün üzerindeki küçük gezegenden birine onun adını verdi: 3623 Chaplin.

Charlie, Einstein ile karşılaştığında ona şöyle dedi: “İnsanlar beni alkışlıyorlar, çünkü herkes beni anlıyor. Seni de alkışlıyorlar, çünkü seni kimse anlamıyor.” Charlie, Disney ile de çok çalıştı, hatta Mickey Mouse karakterinin ondan esinlenerek yaratıldığı bile iddia ediliyor.

O tam bir mükemmeliyetçiydi. 20 dakikalık gösterimler için binlerce metre film çeker, aynı sahneyi onlarca kez tekrarlatırdı. Çoğu filminin müziğini bile kendi besteledi. “Altına Hücum” filmini çekerken bir ayakkabı yediği sahneyi 63 kez tekrarlattı. Ayakkabı aslında şekerden yapılmıştı, onun için insülin şokundan hastaneye kaldırıldı.

Charlie Chaplin faşizme, nazilere, kapitalizme, savaşa ve silahlara açıkça karşıydı. Anti-nazi filmi “Büyük Diktatör”ü çekmek için kendi cebinden bugünün parasıyla 27 milyon $ harcadı. O zamanlar ABD, Nazi Almanya’sıyla hâlâ dosttu, onun için FBI peşine düştü ve ABD’ye girmesi yasaklandı. Ne var ki, 1972 yılında onursal ödülünü almak için geri döndüğünde Oskar tarihinde en uzun ayakta alkışlanan kişi unvanını kazandı (12 dk.)

Neredeyse Japon Başbakan Inukai Tsuyoshi’yi öldüren örgüt tarafından bir suikasta kurban gidiyordu. Örgüt ABD ile Japonya arasında savaş çıkarmak istiyordu. Chaplin kıl payı kurtuldu, çünkü başbakanın oğluyla Sumo güreşi izlemeye gitmişti.

1977 yılında İsviçre’de ölümünden üç yıl sonra mezarını kazıp cesedini çalan hırsızlar 600.000$ talep ettiler ama yakalandılar.

5 Nisan 2019

3 yıl önce (2016) bugün (5 Nisan), Kuzey Carolina eyaletinin Cumhuriyetçi kontrolündeki yasama meclisi LGBT camiasına yönelik ayrımcılığa karşı verilen yasa teklifini reddedince daha 2 hafta önce 3,6 milyon dolar yatırım yapıp eyalette küresel bir operasyon merkezi açarak 400 kişiye istihdam sağlayacağını ilân eden dev ödeme sistemleri şirketi PayPal bu girişimini geri çekti.

Akabinde; Apple, Walt Disney, Time Warner, 21st Century Fox, IBM, Verizon, CNN, Marriott, NFL, NCAA, Bank of America, Dow Chemical, Microsoft, Deutschebank, American Airlines gibi diğer büyük kurumlar da benzer uygulama ve açıklamalarla bu iptali desteklediler. NBA, eyalette yapılacak olan All-Star maçını başka yere aldı, yüzlerce kongre iptal oldu, 120 büyük şirket CEO’su valiye mektup yazdı.

Transgender’lar için lavabo kullanımı özgürlüğü ve eşcinsel evliliği gibi konularda kölelik zamanı kalıntılarının inatla yaşamakta olduğu güney eyaletleri kendi ayaklarına kendilerinin taktığı prangaları kırmakta hâlâ güçlük çekiyor.

Yine de bu prangaların kırılma olasılığı uzak bir gelecekte (yakın değil) Türkiye’de eşcinsel evliliği konusunun gündeme gelme olasılığından bin kat daha fazla. Tecavüzcülerin hukukun uzun kollarından kurbanlarıyla evlenerek kurtulabildiği yerlerde o uzak gelecek bayağı uzak.

4 Nisan 2019

46 yıl önce (1973) bugün (4 Nisan), New York’ta 110 katlı Dünya Ticaret Merkezi açıldı. 411m. yüksekliğindeki ikiz kuleler dünyanın en yüksek binaları unvanını aldılar ama sadece 38 yıl yaşadılar. Kulelerin inşası 350 milyon dolara mal olmuştu ve 350 firmanın 55 bin çalışanına ev sahipliği yapıyordu.

Binaların sahibi şirket (Silverstein Properties) 11 Eylül 2001 faciasının olduğu gün için birinci kulenin 88. katında olası bir terörist saldırısı için alınacak önlemleri tartışmak için bir toplantı düzenlemişti ama birkaç kişi katılamayacağını bildirince toplantıyı ertelemişti.

Kulelerin sigorta bedeli 3,55 milyar dolardı ama saldırı sonrası Silverstein Properties iki uçağın iki ayrı kuleye çarptığını baz alarak sigortadan 7,1 milyar talep etti. Aylar süren tartışamalardan sonra 4,6 milyar dolara anlaştılar.

Saldırı enkazından toplanan metallerin bir kısmı daha sonra NASA’nın Mars gezgininin yapımında kullanıldı. 11 Eylül günü uzayda bulunan tek Amerikan astronotu Frank Culbertson idi. Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon saldırılarını uzaydaki bir gözlem noktasından izleyen tek kişi oldu.

Enkazdan çıkarılan cesetlerin kimliklerinin belirlenme işi adli tabip Judy Melinek’e verilmişti. Judy 2002 Ağustos’unda bir daha çağırıldı, çünkü 2 km. uzaktaki başka bir gökdelenin tepesinde ayak kemikleri bulunmuştu.

Saldırıdan 1 hafta önce, 4 Eylül’de polis memuru John Perry merkeze gidip emeklilik formlarını doldurmuştu. Olay günü patlamaları duyup kulelere gitti ve hayatını kaybetti. O gün ölen tek görevli olmayan polis memuru oydu.

1983 yılında, üst katlarda mahsur kalabilecek çalışanların kurtarılabilmelerinin çok zor olacağına dikkat çekmek için birisi kuzey kuleye tırmanmıştı. Kulelerin mimarlarından Leslie Robertson, 1945 yılında siste Empire State binasına ve bir yıl sonra da başka bir Manhattan gökdelenine çarpan uçakları göz önüne alarak kulelere saatte 970 km. hızla olası bir Boeing 707 çarpmasının sonuçlarını inceleyen bir rapor hazırlamıştı ama bu raporun yeri daha sonra tespit edilemedi.

Enkaz kalktıktan sonra Alicia Head isimli bir kadın saldırıdan sağ kurtulanlardan biri olduğunu iddia edip Dünya Ticaret Merkezi Kurtulanlar Ağı ismi verilen destek derneğinin başkanı oldu ve bol bol basına konu oldu ama 2007 yılında hiçbir zaman o binalarda bulunmadığı ortaya çıktı.

Eylül 2001 saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi’nde 2.980 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin %12’si Amerikalı değildi ve 60 ayrı ülkenin vatandaşıydı.

3 Nisan 2019

3 yıl önce (2016) bugün (3 Nisan), Türkiye’den 101 şirket, 10 müşteri, 152 lehtar ve 517 hissedarın isminin geçtiği Panama Belgeleri yayımlandı. Panama kayıtlı uluslararası hukuk firması Mossack Fonseca’nın 40 yıldır tuttuğu kayıtlar basına sızdırıldı (kimin sızdırdığı hâlâ bilinmiyor). 2,6 terabayt boyutundaki 11,5 milyon doküman 2010 yılının WikiLeaks ve 2013’ün Snowden sızıntılarından daha büyüktü.

Uyuşturucu, silah, insan ticareti ve vergi kaçırma gibi suçların kirlettiği paranın izini süren belgelerde 12 emekli ya da hâlâ görevde olan ülke liderinin, 140 politikacının, 500’den fazla bankanın, 214 bin şirketin ve ünlülerin adı vardı.

Ne isimler vardı belgelerde: Arjantin ve Ukrayna’nın cumhurbaşkanları; Saudi Arabistan kralı, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri emirleri; İzlanda, Avustralya, Gürcistan, Irak, Ürdün, Katar, Moğolistan başbakanları; Aliev’in, Putin’in, Assad’ın, Mübarek’in yakın akrabaları ve hatta Türkiye’den iki futbolcu.

İsmin o belgelerde geçmesi bir suç işlendiği anlamına gelmiyor ama suç işleyen birçok kişinin de isminin o belgelerde olduğu bir gerçek.

2 Nisan 2019

7 yıl önce (2012) bugün (2 Nisan), Afrika’nın son mutlak hükümdarı Swaziland Kralı Mswati III, 19 Nisan’daki yaş günü için fukara halktan ineklerini hediye etmelerini emretti. Bu ilk değil. 44. yaş gününde talimatla kendi hükümetinden bir özel jet almıştı. 50. yaş gününde 1,6 milyon dolar değerinde kol saati giydi, üstelik elmas takmalarıyla 6 kg. çeken takım elbisesiyle. Bu yaş gününden birkaç gün önce de zaten 13,2 milyon dolara satın aldığı A340-300 Airbus’unu teslim almıştı. Özel VIP dekorasyonlarıyla uçak 30 milyon dolara patladı. Halbuki Swaziland halkının (nüfus 1,3 milyon) %70’i günde 2 dolara yaşamaya çalışıyor. Çalışabilir nüfusun yarısı işsiz. Ülke iflâs halinde.

Kral Mswati III 18 yaşında taç giydi, 33 yıldır tahtta. Kişisel serveti 200 milyon doların üzerinde ama babasının kurduğu vakıfta 10 milyar doları yatıyor. Kendisi de yatmayı seviyor. 15 karısı var. Her yıl yeni bir bakire alıyor. Hem de kimi beğendiyse gizli servise kaçıttırarak. Bir de yasalara göre sadece çocuk doğurabilecek kadınlarla evlenebilir. Onun için önce hamile bırakıyor, sonra evleniyor. Garantili. Sonra her bir karısına da saray yaptırıyor.

2014 yılında parlemento (hür devletin hür parlementosu) kralın yıllık hane harcamaları için 61 milyon dolar tahsis etti. Bunun 500.000 dolarıyla gidip altına bir DaimlerChrsler Maybach 62 çekti, sonra halka ayıp olmasın diye arabanın fotoğrafının çekilmesini yasakladı.

1 Nisan 2019

241 yıl önce (1778) bugün (1 Nisan), New Orleans’lı iş adamı Oliver Pollock $ sembolünü yarattı. Pollock zamanın en geçerli akçesi “peso”ları defterine önce ps, daha sonra da ps harflerini üst üste yazıp kısaltarak yazınca zamanla $ sembolü doğdu. 1700’li yılların sonlarına doğru Amerikan kolonilerinde en çok kullanılan para İspanyol Peso’su idi. Aslında “peso de ocho reales” (“Sekiz parça real”: Meksika’nın 8 real sikkesine 1 peso deniyordu).

Pollock’ın gayri ihtiyari olarak kullandığı bu sembol daha sonra iş arkadaşı ve aynı zamanda Washington’un baş müfettişi olan Robert Morris tarafından benimsenip 1797 yılında yeni devletin parasının sembolü olarak Philadelphia’da yazı dökümü yapıldı.

İrlanda doğumlu olan Pollock aslında Amerikan devriminin gizli kahramanlarından biridir. İngiliz ve İspanyol kuvvetlerine karşı savaşan Amerikan ordularını kendi cebinden 300 bin dolar (bugünün neredeyse 1 milyar doları) vererek finanse etmiştir.

Aslında $ işaretinin nereden geldği hakkında bir sürü kuram var. İş Emevi komutanı Tarık Bin Ziyad’ın İspanya’yı fethetmek için Cebeli Tarık Boğazı’ndaki Herkül Sütunları’nı geçmesinden Ayn Rand’ın “Atlas Silkindi” kitabındaki iddialara kadar uzanıyor. Daha bir sürüleri var. Ne fark eder, bugün 1 Nisan!