• persembe@persembe.com

Tarihte Bugün Haziran 2019

15 Haziran 2019

2 yıl önce (2017) bugün (15 Haziran), Hong Kong’ta bir arabalık bir park yeri $664,000’e satıldı. Bu fiyat 5 yıl önce kırılan Hong Kong rekorunun neredeyse iki misli. New York’un en pahalı park yerinden ise ($615,000) biraz daha pahalı. Hong Kong’da emlâk müthiş pahalı ve yer yok.

Ne var ki, kentin şahane bir toplu taşıma sistemi var ve ucuz. Metro biletinin fiyatı $1.30, tramvay kullanırsanız 30 cent. Dünyanın çoğu yerinde $664,000’e muhteşem bir malikâne alınabilir ama Hong Kong’da 17 metre karelik bir beton parçası alınıyor. ABD’de konut fiyatları ortalaması $309,200.

Ortalamalar Hong Kong zenginlerini ilgilendirmiyor. Instagram’da “Rich Kids of Hong Kong”a göz atarsanız ne kadar fakir olduğunuzu görürsünüz. Park yerini satın alan Kwan Wai-ming bir yatırım bankasının direktörü. Zaten $9.7 milyona aldığı iki dairesi ve $995,000’e aldğı iki park yeri daha var. McLaren Spider’ı ve Lamborghini’lerine de başkası yakışmaz tabi. Evvelki yıl Hong Kong’da kantonca “kolay para” gibi ses veren 28 rakamlı bir araba plâkası $2.3 milyona satıldı.

Bitmedi! Geçen yıl $664,000’lik rekor da kırıldı. Bir yıl önce yarı fiyatına alınan lüks semt park yeri bu kez $760,000’e alıcı buldu. Metre karesi $23,500. Ortalama bir Hong Kong ev fiyatının iki katı.

Garip. Lamborghini’yi hergün sokağa bırakıp hergün $100 park cezası yeseniz 20 yılda ancak o rakamı bulursunuz.

14 Haziran 2019

1 yıl önce (2018) bugün (14 Haziran), Rusya Dünya Kupası başladı. Rusya kupayı düzenlemek için $11 milyar harcadı ama kupa Rus ekonomisine $14,5 milyar katkı yaptı (GSYİH’in %1’i). Harcamanın $4,22 milyarı inşaat gibi spor tesisleri inşaatına, $3,63 milyarı ulaşıma (yeni havalimanı terminalleri, yollar, metro hatları), $1,18 milyarı altyapıya (hastaneler, konutlar, oteller, enerji santralleri, kanalizasyon) gitti.

Rusya Dünya Kupa’sını 3,5 milyar kişi izledi. Sadece FIFA’nın resmi videoları 1,25 milyar kişi tarafından izlendi, YouTube kanalı 4 milyon yeni üye aldı ve telefon uygulaması 128 ülkede en çok indirilen oldu. FIFA’nın 2015-2018 döngüsünde pazarlama haklarından $2, televizyon yayın haklarından da $3 milyar kazandı. Bunun $400 milyonunu katılan 32 takıma dağıttı. Hazırlık için $1,5 milyon, Ayak bastı için $8 milyon, üçüncüye $24 milyon, ikinciye $28 milyon, kazanana da $38 milyon (o yıl Messi $111 milyon kazandı).

O ay Rusya’ya gelen turistler kişi başı ortalam $6 bin harcadılar. En ucuz bilet $110’du (ama sadece Rus vatandaşları için). Sadece İzlanda’dan 66 bin bilet talebi oldu (bu ülke nüfusunun beşte biri). Sponsorluk yarışı da amansızdı. Adidas 12, Nike 10, Puma 4, New Balance 2 ve Umbro 1 takımı giydirdi.

Rusya Dünya Kupası bir dizi ilke de imza attı. İtalya tarihinde ilk kez bir dünya kupasına katılamadı. İzlanda ve Panama ise ilk kez katıldılar. Elemelerde Zimbabwe (antrenörün parasını ödemediği için) ve Endonezya (hükümet müdahelelerinden dolayı) ihraç edildiler. En çok kendi kalesine (12), en çok penaltı (29) ve en çok uzatmalarda gelen (23) gol bu kupada atıldı. Zaten resmi maskot Zabivaka’nın Rusça’da karşılığı “golcü”.

13 Haziran 2019

99 yıl önce (1920) bugün (13 Haziran), ABD Postahanesi çocukların posta paketiyle gönderilmesini yasakladı. Neyse ki bugün çocuklar paketlenip üzerlerine pul yapıştırılmaktan daha iyi yöntemlerle seyahat edebiliyorlar.

Ekonomi tarihinin gözden kaçan en önemli olaylarından biri de büyük paketlerin posta veya kurye ile gönderilmesinin başlaması. Birbirinden uzak kırsalların arasındaki ticaret ve ekonominin gelişmesi bu hizmet sayesinde oldu. ABD Postahanesi bu hizmeti vermeye 1913 yılında başladı ve milyonlarca kişinin her türlü ürün ve hizmete erişimi birdenbire mümkün oldu.

Birkaç hafta sonra Ohio’lu Beagle çifti 8 aylık oğulları James’i büyükannesine paketleyip yolladı. Haber çabuk yayıldı, çünkü ücret çok düşüktü. Beagle çifti gönderi için sadece 15 cent ödediler (50 $’a da sigortalamışlar). Bunu duyan herkes yasaklanana dek çocuklarını postalamaya başladı.

Bugün dünyanın en büyük kurye şirketi United Parcel Service (UPS). 112 yaşında. 220 ülkede 815 varış noktasına paket götürüyor (içinde çocuk yok), 123 bin taşıtı, 249 kendi, 298 de kiraladığı uçağı var (THY’nin 337). 2018’deki cirosu $72 milyardı. 481 bin çalışanıyla dünyanın en büyük 15. işvereni (bu rakam 67 ülkenin nüfüsundan daha fazla). UPS yılda 5,2 milyar paket taşıyor (dakikada 10 binin üzerinde). 9 milyon müşterisi var. Louisville, Kentucky’deki merkezin büyüklüğü 371 dönüm, 200 km. taşıyıcı bandı var. Çevresini dolaşmaya kalksanız 8 km. yürümeniz gerekir ama içeride bir paket bir uçtan diğer uca 8 dakikada gidiyor.

12 Haziran 2019

53 yıl önce (1966) bugün (12 Haziran), dönemin başbakanı Süleyman Demirel, o zaman Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı barajlarından biri olacak Keban Barajı’nın temellerini attı. Proje çalışmaları 3 yıl önce başlamıştı, 8 yıl sonra da (1974) ilk deneme elektrik üretimi gerçekleşti.

Keban çalışmaya başladığında ülke elektrik ihtiyacının %20’sini karşılıyordu (bugün %1,6). Barajın yapılmasıyla Elazığ’da 125 kilometre uzunluğunda 675 kilometrekare alana sahip 30 milyar ton kapasiteli dev bir göl oluştu. Suya ihtiyacı olan Suriye ve Irak’la didişme, çevreye ve doğaya verilen zarar, kaybolan kültür mirası ve yurdundan edilen yerli halk bir tarafta; yöre ve ülke ekonomisine sağlanan fayda, olumlu iklim değişikliği, yeni mesire yerleri ve sosyal yaşama etki, gelişen balıkçılık, vs. gibi olumlu yönler diğer tarafa, Keban tartışmaları hiçbir zaman sona ermedi.

Bu ratışmalar Keban ve GAP gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bugün Keban Barajı rezervuar hacmi açısından dünyanın 37. (iki altındaki Atatürk Barajı rezervuarı 22. sırada) büyük barajı. Zambia ile Zimbabwe arasındaki Kariba Barajı gölü 6 misli daha büyük (dünyanın en büyüğü).

Keban yapıldığından bu yana ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlade ve kendini defalarca amorte etti (inşaat maliyetinin $100 ilâ $300 arası olduğu tahmin ediliyor). Güç kapasitesi açısından dünyanın ilk yüzünde ama altındaki Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış barajlarıyla birlikte ilk ona dayanıyor. Bu beş barajda biriken su bugün Türkiye’nin en büyük ikinci gölünü oluşturuyor.

Keban Baraj Gölü’nde geçtiğimiz Mayıs ayındaki kuvvetli yağışlar nedeniyle yapımından itibaren üçüncü kez kapaklar açıldı.

11 Haziran 2019

7 yıl önce (2012) bugün (11 Haziran), Nobel Ödülü küresel finans krizi, artan maliyetler ve azalan gelirler nedeniyle tarihinde ilk kez %20 azaltılarak 1,1 milyon $’a indirildi. Ödül töreni harcamaları ve işletme giderleri de düşürülecek. Ödülü alanlar büyük bir prestij kazanırlarken bu nakdin yanında bir de diploma ve altın madalya alıyorlar.

Her ne kadar bugüne dek ödüle lâyık görülen en geç kişi olan Pakistanlı aktivist Malala Yousafzai’nin (barış ödülü) yaşı o zaman (2014) 17 olsa da, Nobel Ödülü’nü kazanmak için biraz yaş almanız gerekiyor. Bugüne dek kazananların ortalama yaşı 60 (en yaşlısı 96).

Fizil, kimya, tıp, edebiyat, ekonomi ve barış alanlarında günümüze dek verilen 935 ödülün sadece 52’si kadınlara gitmiş ama ödüle herhangi bir kişi aday gösterilebilir. Hitler, Stalin ve Mussolini de gösterilmişlerdi. Nakit ödülü kazananlar parayı çeşitli şekillerde harcamışlar. Kimisi araştırmalarının devamı için, kimisi bağış yaparak, kimisi evini, yatını tamir ettirerek, kimisi çocuklarına miras bırakarak, kimisi de eşlerine kaptırarak. 2017 yılında ekonomi ödülü alan davranışsal finans ve mantıklı yatırım konularının uzmanı Richard Thaler’e o parayla ne yapacağı sorulduğunda “en mantıksız şekilde harcayacağım” demişti. Herkes bu kadar nazik ve şakacı olmuyor. Jean Paul Sartre ödülü reddetti.

1974 yılında sadece canlı olanlara ödül verilebileceği kuralı getirildi. Daha önce hayatta olmayan iki kişiye verilmişti. Ödül komitesi daha sonra bu kuralı bir kez çiğnedi, çünkü 2011 yılında tıp ödülüne lâyık görülen Steinman’ın 3 gün önce öldüğünü çok geç öğrendiler.

Haziran 2019

15 yıl önce (2004) bugün (10 Haziran), soul müziğin babası Ray Charles öldü. 10 farklı kadından yaptığı 12 çocuğu bugün 100 milyon $’lık servetin üzerine üşüşmüş, milyon $’lık miras davalarıyla boğuşuyorlar.

Ray Charles daha 5 yaşındayken görme yeteneğini kaybetmeye başladı. 7 yaşına geldiğinde artık tamamen kördü. 15 yaşında da öksüz kaldı. Müthiş azmi ve yeteneği sayesinde muhteşem bir kariyeri oldu ve dünya çapında tanındı.

Uyuşturucuyla başı hep belâdaydı. Eroin bağımlısıydı. Uyuşturucunun sanatçıları daha yaratıcı yaptığını düşünüyordu. Defalarca tutuklandı, hastanelerde yattı. 16 yaşında yakasına yapışan bu belâdan ancak 20 yıl sonra kurtulabildi.

Servetinin büyük bir kısmını kendi adını taşıyan ve işitme engellilere yardım veren vakfına bıraktı ama uzun kariyeri boyunca yaptığı 100 milyon $’lık servet (ve ölümünden sonra kazanılacak paralar) bugün onlarca dava konusu. Sadece iki kez evlendi ama on ayrı kadından 12 çocuğu var. Vakfın başındaki Joe Adams bütün serveti kontrolü altında tutuyor. Kadınlar ve çocukları yaklaştırmıyor. Davalar daha yıllar sürecek, avukatlar zengin olacak, akbabalar birbirlerini yemeye devam edecekler.

9 Haziran 2019

369 yıl önce (1650) bugün (9 Haziran), dünyanın en prestijli üniversitelerinden Harvard’ı yönetecek olan Harvard Corporation kuruldu. Üniversite 14 yıl önce, 1636 yılında ilk bağışçısının ismini alarak kurulmuştu.

Bugün okul 20 bin dönüm arazi üzerine kurulu, on fakültesi var, 23 bin öğrenci okuyor, 16 bin kişi çalışıyor (2400’ü profesör ve öğretmen). Burs yoksa orada okumanın yıllık maliyeti $46.340 ilâ $67.580 arasında değişiyor, ama mezunlar ilk yıl ortalama yıllık $60.000 ile iş buluyorlar. Bugün yaşayan mezunların 271 bini ABD’de, 52 bini de dünyanın 200 ülkesinde oturuyor, çalışıyor.

Mezun deyip geçmeyin; okul 130 Nobel, 48 Pulitzer ödüllü insan ile 32 devlet başkanı (8’i Amerikan başkanı: Barrack Obama, John F Kennedy, George W. Bush, Franklin Roosevelt…) ve birçok milyarder çıkartmış. ABD bağımsızlık bildirgesini imzalayanların sekizi Harvard’dan. Her yıl okumak için yapılan 43 bine yakın başvurudan ortalama %7,2’si kabul ediliyor. Tarih boyunca da sadece %2’si okulu bitirememiş.

Okul yılda 5,2 milyar $ kazanıp 5 milyar $ harcıyor ve bugün dünyanın en fazla bağış alan kuruluşu (2018 yılında 39,2 milyar $ bağış yapıldı – bu rakam dünya ülkelerinin yarısının GSYİH’sinden daha fazla). Kütüphanesi dünyanın en büyük üniversite kütüphanesi. 6 yerin üstünde, 4 yerin altında katı var.

İyi oluyor böyle, ara sıra kiminle yarıştığımızı hatırlamak…

8 Haziran 2019

1 yıl önce (2018) bugün (8 Haziran), Arjantin ve IMF 56,3 milyar $’lık kurtarma paketi üzerinde anlaşmaya vardılar. Akabinde faizler %40’a yükseltildi (ama enflasyon hâlâ %55 ve 1944’ten bugüne ortalama oran %197 olmuş). Güney Amerika’nın bu üçüncü büyük ekonomisi azgın enflasyon, peso’ya hücum ve bütçe açıklarından batmak üzereydi. Ülke bu yıl %1,2 küçülecek ve yıl sonu enflasyonunu da %30,5 olarak tahmin ediyor.

Anlaşmaya göre, hükümet kamu harcamalarını kısacak, enflasyonu düşürecek her önlemi alacak ve amansız bir kemer sıkmaya gidecek. Başkan Macri’nin bu kararı elbette her vatandaş tarafından olumlu karşılanmadı, çünkü halk ülkenin 2001’deki batışının ana müsebbibi olarak IMF’yi görüyor.

Program şimdilik iyi gidiyor ama Ekim’de seçimler var. Eğer populist muhalefet kazanırsa sil baştan olacak. Bu sonuç IMF’nin itibarı için de iyi olmaz, çünkü hem bu paket tarihin en büyük paketi hem de açıkça şimdiki Başkan Macri’yi destekliyor.

Arjantinliler için IMF bir çizgi roman kötü adamı haline gelmiş durumda. Ülke ilk yardımı aldığı 1958’den bu yana IMF ile 22 kez anlaşmaya gitti, çoğu da hüsranla sonuçlandı. 2001 yılında, ülkenin temerrüde düşmesinden sadece 2 ay önce IMF’den 8 milyar $ alınmış, bu paranın çoğu ülkeden çıkmak isteyen yabancı kurumsal yatırımcılardan peso almak için kullanılmıştı.

7 Haziran 2019

8 yıl önce (2011) bugün (7 Haziran), NBC televizyonu FOX ve ESPN ile girdiği acımasız teklif savaşını kazanarak 4,38 milyar dolar karşılığında 2014’ten 2020’ye kadar olimpiyatları ABD’de yayınlama hakkını aldı.

Olimpiyatlar yasal olarak herkesin ulaşımına açık ve şifresiz olarak yayınlanması gereken bir etkinlik. Uluslararası Olimpiyat Komitesi de (IOC) en az 200 saat yayının (günde 10 saat eder) şifresiz kanallarda gösterilmesini şart koşuyor. Bu sürenin içinde açılış ve kapanış törenleri ve 100 metre finali gibi çok ilgi çeken bölümler ile her ülkenin temsilcilerinin final karşılaşmalarının gösterimi şart.

Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan IOC toplamda 3.500 saat kayıt üretiyor ama (145 gün eder) bunun tamamını yayınlamanın imkânı yok. IOC hasılatın (günde 3,25 milyon $) %90’ını spora, spor örgütlerine ve atletlere dağıtıyor.

İlk olimpiyat yayını 1936’da Berlin’de kapalı devre olarak yapıldı, oyunları sadece Almanya’nın bir bölümü izleyebildi. 1948 Londra oyunlarını da sadece Londra. Yayın hakkının ilk satışı 1956’da Melbourne’da (Avustralya) gerçekleşti. ABD’de ilk yayın 1960’ta yapıldı. CBS televizyonu hakları için 394 bin $ ödedi. Bu rakam 1984’te 225 milyon $, 2004’te de 793 milyon $’a çıktı. 2011 yılında NBC, 2104, 2016, 2018 ve 2020 (kış oyunları da var) hakları için 4,38 milyar $ ödemeyi kabul etti. 2014 yılında da yine NBC 2022 Kış Olimpiyatları’ndan 2032 Yaz Olimpiyatları’na kadar tüm hakları bu sefer 7,65 milyar $’a satın aldı.

6 Haziran 2019

85 yıl önce (1934) bugün (6 Haziran), Amerikan SPK’sı Securities Exchange Commission (SEC) kuruldu. Kurulmadan önce piyasayı düzenleyen etkisiz ve yarım yamalak yasalar vardı. Wall Street haydutları istedikleri gibi piyasayı manipüle ediyor, hem küçük yatırımcıyı yok ediyor hem de sermaye piyasalarının gelişmesini engelliyorlardı. Sonunda Kongre 1933 yılında Menkul Değerler Yasası’nı çıkardı ve bu yasayla SEC’i yarattı. Başkan Roosevelt başına da yakın arkadaşı, milyoner, Wall Street’i iyi tanıyan ve pisliğini en iyi temizleyecek kişi olan Joseph Kennedy’yi getirdi.

SEC’in dört ana amacı vardı: yatırımcı güvenini yeniden sağlamak, yaygın olarak yapılan abidik gubidik işlerin önüne geçmek, büyük oyuncuların hakimiyetini ve içerden öğrenenlerin ticaretini engellemek ve tüm sermaye piyasası araçlarının tescil edilerek şeffaflığını sağlamak. Bunu büyük ölçüde becerdi. Ne var ki, piyasalar her zaman yeni delikler bulur. Dolayısıyla hâlâ müthiş finansal skandallar yaşamaya ve cingöz dolandırıcılarla tanışmaya devam ediyoruz.

SEC’in bugün 3.100 çalışanı ve ülke çapında 18 bürosu var ama bütçesi korumakla yükümlü olduğu piyasanın parasal büyüklüğünden %99,99 daha küçük. Korumakla yükümlü olduğu her 15 bin $ için 1 $’ı var. Bütçesi, ABD bütçesinin %0,03’ü.

Cingözler bol, bütçe küçük olunca da skandallar gelmeye devam ediyor: Martha Stewart, Mark Cuban, Ivan Boesky, Michael Milken, Bernie Madoff, Enron, Lehman Brothers, FreddieMac, Tyco, WorldCom, vs., vs., ama SEC’in eli çok ağır. Tokadı bastı mı iyi basıyor. Bugün cezalar milyar dolarlara erişmiş durumda: Goldman Sachs ($550 mn.), Eli Lilly & Co. ($1,42 myr.), UBS ($1,5 myr.), Abbott Laboratories ($1,6 myr.), SAC Capital ($1,8 myr.), Siemens ($1,9 myr.), HSBC ($1,9 myr.), Pfizer ($2,3 myr.), GlaxoSmithKline ($3 myr.), Bank of America ($3,6 myr.), BP ($4,5 myr.), Wells Fargo, JP Morgan ve Bank of America (toplam $9,3 myr.) ve hâlâ devam eden JP Morgan ($13 myr.). Bulaşmayın…

5 Haziran 2019

186 yıl önce (1833) bugün (5 Haziran), İngiliz matematikçi ve dünyanın ilk bilgisayar programcısı Ada Lovelace, yine İngiliz matematikçi, mucit, filozof ve makine mühendisi Charles Babbage ile tanıştı. Bir makinenin ancak basit toplama çıkarma yapabildiğinin bile şüpheli olduğu o devirde bu kadının açtığı yol bugün yaşadığımız amansız teknolojik devinimin başlangıcı oldu.

Bu tanışmadan sonra Ada, bugün bilgisayarın babası sayılan Babbage’ın “analitik makine” diye anılan mekanik bilgisayarı (bu da günümüzdeki elektronik bilgisayarın önünü açtı) üzerinde çalışmaya başladı ve böyle bir makinenin sadece toplama çıkarma yapmaktan çok daha fazla potansiyele sahip olduğunu farkeden ilk kişi oldu.

Ada 1842-1843 yıllarında İtalyan askeri mühendis Luigi Menabrea’nın hesap makineleri üzerine yazdığı bir makaleyi tercüme etti ve üzerine Babbage’ın makinesini kullanarak Bernouilli numaralarını hesaplayacak bir yöntemin notlarını aldı. İşte sayfalar dolusu bu notlar bir bilgisayarın uygulayacağı ilk algoritma olarak tarihe geçti ve Ada’yı tarihin ilk bilgisayar programcısı yaptı.

2002 yılında Babbage’ın makinesi imal edildi. Ne yazık ki Ada Lovelace’ınki hiç edilmedi, eğer imal edilmiş olsaydı, çalıştığı görülecekti.

Ada Lovelace, Lord Byron’un tek meşru çocuğuydu. Byron, Ada doğduktan bir ay sonra ve bir daha dönmemek üzere evini ve İngiltere’yi terk ederek bizim buralara gelmiş, sonra yabani bulduğu Türklere karşı bağımsızlık mücadelesi veren Yunanlılara destek vermek için oraya geçmişti. Ne var ki Yunan mitolojisinden ve filozoflarından umduğu medeniyeti köylülerde göremeyince bunalıma düşüp hastalıktan ölmüştü (elbette biraz fazla sevdiği genç oğlan çocuklarına olan düşkünlüğü de Yunan sevgisinin bir açıklaması olabilir).

4 Haziran 2019

18 yıl önce (2001) bugün (4 Haziran), Toner kartuşlarıyla ocağımızı söndüren Hewlett-Packard 6 yıldır devam eden patent davasının arefesinde posta ücreti makinesi üreten Pitney Bowes’a 400 milyon $ tazminat ödemeyi kabul ederek mahkeme dışında anlaştı.

Anlaşma mahkeme jürisinin toplanmasından birkaç saat önce gerçekleşti. Pitney Bowes, HP’yi daha net baskı sağlayan patentli teknolojisini kullandığı için 1995 yılında dava etmişti. HP’nin de Pitney Bowes aleyhine açtığı bir sürü patent davası vardı ama bu anlaşma sonucunda iki şirket sadece bir hukuk sürecini bitirmekle kalmayıp bundan sonra da bir dizi teknoloji lisanslama işinde işbirliği yapmak konusunda el sıkıştılar. İyi iş. IBM bugün teknoloji lisanslamasından yılda 1,5 milyar $ kazanıyor.

Pitney Bowes 3.330 patent sahibi ama kendisi yazıcı veya fotokopi makinesi üretmiyor ve bu davaya konu olan teknolojiyi hiçbir zaman kullanmadı. Patent davaları avukatlar için bulunmaz kaftan. Örneğin, Intel 1997 yılında Digital Equipment Corporation’a 1,5 milyar $ tazminat ödedi. 14 yıl süren hukuk mücadelesinin sonunda Kodak Polaroid’e 909 milyon $ bayıldı.

Pitney Bowes 99, HP 80 yaşında. Her iki şirket de isimlerini kurucu ortakların soyadlarından alıyor. Hatta Bill Hewlett ile David Packard 1939 yılında şirketi garajda kurarlarken kimin isminin önce geleceğini belirlemek için yazı-tura atmışlar.

3 Haziran 2019

4 yıl önce (2015) bugün (3 Haziran), Amerikalı milyarder hedge fonu yöneticisi John Paulson Harvard Üniversitesi’ne 400 milyon $ bağışladı. Bu rakam bugüne dek üniversiteye yapılan en büyük bağıştı.

John Paulson ismi duyulmamış bir finansçıyken 2007 yılında yaklaşan eşik altı konut kredileri krizini görüp CDS’lerden 4 milyar $ kazandı (2010 yıında da 4,9 milyar $). Forbes’un dünya milyarderleri listesinde 5 milyar $ servetiyle bugün 355. sırada. Bugün 36 ülkenin GSYİH’si 5 milyar $’a ulaşamıyor.

Genlerdeki çeşitliliğin işe yaradığının açık bir ıspatı John. Babası Fransız ve Norveçli bir çiftin oğlu olarak Ekvator’da doğdu. Annesi Litvanya ve Romanya’lı bir çiftin Yahudi kızı. Eşi, atletizm milli takımındayken Amerika’ya kaçan kerdeşiyle birlikte New York’a gelen bir Romen.

John 16 yaşında öksüz kaldıktan sonra askere gidip 2. Dünya Savaşı sırasında İtalya’da yaralandı. Dönüp Arthur Andersen’de işe girdi ama sonra işinden nefret edip tekrar okula yazıldı, Harvard’da MBA yaptı. İçlerinde Boston Consulting Group’un da olduğu birkaç işte çalıştıktan sonra 2 milyon $ müşteri parası ve 1 çalışan ile 1994 yılında kendi fonunu kurdu. 2003 yılında fon 300 milyon $ varlık büyüklüğüne erişti.

O tek çalışanı, Paolo Pellegrini de başarısız bir Lazard bankacısıydı. İşe girdiğinde beş parası yoktu, iki kez boşanmıştı, tek odalı bir apartmanda oturuyor ve ucuz park yeri bulsun diye işe sabah 06:30’da geliyordu. Çok kunuşan ve sevilmeyen bir adamdı ama John’un krizi görmesinde en büyük rolü o oynadı. Kâğıt kârlar hayli birikip etraftaki herkes paraları al kaç derken John’u frenleyip 4 milyar $ kazanmasındaki güç o oldu.

2 Haziran 2019

5 yıl önce (2014) bugün (2 Haziran), ABD Adalet Bakanlığı dünyada milyonlarca bilgisayara virüs yükleyip kullanıcıların banka hesaplarından 100 milyon $ çarpan korsan çetesinin başı Rus Evgeniy Bogaçev’in kafasına 3 milyon $ ödül koydu.

Bogaçev ve İngiltere, Rusya ve Ukrayna’daki işbirlikçileri şifre çalma e-postalarını 2011’de yollamaya başladılar. Kullanıcılar bu zehirli bağlantılara tıkladıklarında bilmeden Gameover ZeuS isimli kötü amaçlı bir yazılım indirdiler. İşe uyanan FBI ve Avrupa Bilişim Suçları Merkezi (EC3) Gameover ZeuS’u alaşağı edebildi ama cin Bogaçev aslında onu bilgisayardaki muhtelif şifreleri ele geçiren Cryptolocker isimli fidye yazılımı yaymak için kullanmıştı. Bu iki çatallı hücumun sonucunda dolandırıcı çetesi banka hesaplarından 100 milyon $ çalıp yasadışı elektronik transferlerle denizaşırı banka hesaplarına göndermeyi başardılar.

Bu çete kendisine “Business Club” diyor. Merkezde bir düzine, onların etrafında da 50 kadar özel becerili bilgisayar korsanları var. Bogaçev’in liderliğinde tam Oceans 11 gibi çalışıyorlar. Londra’dan Vladivostok’a kadar dağılmışlar. Sabah Avustralya ve Asya, öğledensonra Avrupa, gün sonunda da Amerika banka hesaplarını soyuyorlar.

Bogaçev hâlâ yakalanamadı. Rusya’da, Karadeniz kıyısına yakın Krasnodar kentinde bir evi olduğu biliniyor ama bulunamıyor. Şimdi FBI kafasına bugüne kadar bir siber suçlu için konmuş olan en büyük ödülü koymuş durumda: 3 milyon $. ABD hükümeti elbette işin içinde Kremlin’in de olduğunu düşünüyor.

1 Haziran 2019

1 yıl önce (2018) bugün (1 Haziran), ismi açıklanmayan bir teklif sahibi 83,2 milyar $’lık net varlığıyla dünyanın en zengin üçüncü kişisi Warren Buffett ile öğlen yemeği yiyebilmek için açık artırmayı 3.300.100 $’la kazandı.

Bu açık artırma 2000 yılından beri yapılıyor. İlk kazanan sadece 25.000 $ ile kazanmıştı ve fiyat bir yıl sonra 18.000 $’a düştü ama sonra Warren’la özel bir yemek yemenin maliyeti dudak uçıklatan rakamlara erişti. Son on yılın ortalaması 2,5 milyon $’ın üzerinde. Bugüne dek ödenen en yüksek ücret 2016 yılındaki 3.456.789 $’dı (yine isim açıklanmadı).

2019 yılının kazanan rakamı da bugün açıklanadı. Yine 3,3 milyon $ (2016 rekoru kırılamadı) ve yine isim gizli.

Amerikalılar her şeyin bir bedeli olduğunu ifade etmek için hep “there is no free lunch” (bedava öğlen yemeği diye bir şey yoktur) derler. Hele hele iş Warren Buffett ile özel bir yemek yemeye gelince, bırakın bedava yemeği, dünyanın sadece en zengin %1’inin yiyebileceği bir yemek haline geliyor. Ortalama bir Amerikalı dışarda yemeğe yılda bin $ harcıyor.

Bu öğlen yemeği için açık artırma her yıl Mayıs ayının son haftasında yapılıyor ve ay bitince kazanan açıklanıyor. İlk açık artırma San Fransisco’da yerel bir müzayede salonunda yapılmıştı ama artık eBay’de yapılıyor. Açık artırma 25.000 $’la başlıyor. Kazanan seçeceği yedi arkadaşıyla birlikte New York kentinde Smith & Wollensky isimli et lokantasında yarı tanrı Warren ile karşı karşıya yemek yiyor, görüşlerini dinliyor, sorular soruyor. Bugüne dek katılanlar aslında bu yemeğe bedel biçmenin bile hata olduğunu söylüyorlar.

Smith & Wollensky et lokantasında 750 gramlık bir bifteğin fiyatı 60 $’dan az değil. Kokteyller 20 $, ama kazananın ödediği milyon dolarlar Buffett’ın cebine değil, evsizleri barındırıp besleyen bir bağış ve yardım kuruluşuna gidiyor. 2000 yılından bu yana bu yemek sayesinde 33 milyon $ gitti.