• persembe@persembe.com

Tarihte Bugün Aralık 2019

8 Aralık 2019

3 yıl önce (2016) bugün (8 Aralık), ana görevi vergi kaçakçılarını yakalamak olan Fransa bütçe bakanı Jérôme Cahuzac (64) vergi kaçakçılığı ve para aklama suçundan yakalanıp 3 yıl hapis cezası yedi.

Bir estetik cerrahı olan Jérôme 1997 yılında siyasete girdi ve milletvekili oldu. 2010’da meclisin Finans, Ekonomi ve Bütçe Kontrolü komitesinin başkanlığına seçildi. İki yıl sonra da François Hollande’ın seçim kampanyasına katıldı. Hollande başkan seçildikten sonra, 2012 Mayıs’ında, Ekonomi, Finans ve Dış Ticaret Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu devlet bakanı bakanı oldu.

Bakan olunca ilk işi başta savunma olmak üzere çok büyük bütçe kesintileri plânlamak oldu. Bu hem ordunun hem de gizli servisin hoşuna gitmedi ve Jérôme’un kişisel varlık yöneticisi ile yaptığı konuşmaların tapeleri ortaya çıkıverdi. Çıkınca da 20 yıldır yabancı bankalarda gizli hesapları olduğunu ve kâğıtsız kayıtsız bir Singapur bankasına €600 bin transfer ettiğini kabul etti. Dahası, Panama Belgeleri’nde Seyşeller’de 2009’da kurduğu bir deniz aşırı şirketi olduğu açığa çıktı. Eşiyle birlikte servetinin €3,5 milyon olduğu öğrenildi.

Böyle olunca da, Hollande’ın onu hem hükümetten hem de Sosyalist Parti’den kovmaktan başka çaresi kalmadı (19 Mart 2013). Bakanlığı sadece 10 ay sürdü ve 3 yıl hapis ve €375 bin para cezası yedi (eşi de 2 yıl).

Bu olayın ardından aralarında Le Monde ve Le Figaro gazetelerinin de olduğu bir grubun yaptığı araştırmada halkın %33’ünün Başkan Hollande’ın meclisi feshetmesini istediği ve %77’sinin siyasetçileri yozlaşmış ve rüşvetçi bulduğu ortaya çıktı. Böyle olunca Hollande iki reform yaptı. Rüşvetçilerin siyasete girmesini yasaklamak ve milletvekillerinin servet beyanı yapmalarını zorunlu kılmak. 227 yıllık Fransa ve beşinci cumhuriyet. Ancak akıllarına gelmiş.

7 Aralık 2019

2 yıl önce (2017) bugün (7 Aralık), kitle fonlamasının müthiş bir örneği gerçekleşti ve dünyanın her bir tarafından 18.600 yatırımcı adam başı takriben €50 ödeyerek €1,6 milyon toplayıp yıkılmak üzere olan Château La Mothe-Chandeniers’i kurtardılar.

Paris’in 300 km. güney batısındaki muhteşem şato 13. yüzyılda toprak ağası Bauçay ailesi tarafından inşa edildi. Bir sürü asilzadenin elinden geçip şaşaalı partilere sahne olduktan sonra 1650’de Fransız başsavcısı tarafından satın alındı. Yüz Yıl Savaşları sırasında birkaç kez de İngilizlerin eline geçen şato Fransız Devrimi esnasında harap olup viraneye döndü. 1809’da Paris’li bir zengin satın alıp tamir etti ve 1857’de Napolyon’un bir süvari subayına sattı.

Subay 1932’de şatoya merkezi ısıtma tesisatı yaptırırken yangın çıktı ve nadir kitaplarla dolu kütüphane, antika mobilyalar ve tablolarla birlikte binanın birçok bölümü yandı. Şatoyu 1963’te emekli bir sanayici, sonra 1981’de bir lise matematik öğretmeni olan Marc Demeyer satın aldı. Dar geliriyle üstünden gelemedi ve şato iyice döküldü. Hendeği çamur doldu, bahçeleri kurudu, içini yaban otları bürüdü ve yavaş yavaş çökmeye başladı.

7 Aralık 2017’de yerel halk online bir kampanya başlatarak 18.600 kişiden €1,6 milyon topladı ve şatoyu kurtardı. Bugün şatonun 115 ülkeden 28 bin sahibi var. Yazın ziyarete açıldı ve yılda 20 bin ziyaretçiden €200 bin kazanarak yaşayacak. Yine de bakım ve onarım giderlerini karşılamak zor olacak. Şato sahibi olmak istiyorsanız bir €50 de siz attırınız…

6 Aralık 2019

142 yıl önce (1877) bugün (6 Aralık), ABD’nin ve dünyanın en saygın gazetelerinden biri olan The Washington Post’un ilk sayısı yayınlandı.

Künyesinde “demokrasi karanlıkta ölür” yazan gazete özellikle siyasi haber ve yorumlarda öne çıkıyor ve Washington DC’de olduğu için de zaten Beyaz Saray, Kongre ve hükümet haberlerinde uzmanlaşıyor. Gazeteceliğin Oskarları olan Pulitzer Ödülü’nü 47 kez kazanmış. Gazetenin tarihinin en parlak dönemi Watergate skandalını ortaya çıkarması ve Nixon’un istifasına neden olması.

Gazetenin ilk çıktığı yıllarda Joseph Pulitzer ve Theodore Roosevelt de (kendi ismiyle değil) yazarları arasındaydı. Washington Post 1933 yılında iflâs etmek üzereyken açık artırmada California’lı bir sermayedar tarafından $825 bine satın alındı (Eugene Meyer) ve 2013’e kadar o ailenin sahipliğinde kaldı (bugünün $16,3milyonu). Eugene işleri 1946’da damadına bıraktı, o da 1963’te ölünce başa kızı Katharine Graham geçti. Katharine gazeteye en parlak dönemini yaşattı ve bir efsane oldu (Meryl Streep’in oynadığı The Post filmini hatırlayın).

Graham şirketi 1971’de $26’dan halka açtı. 1991’de hisselerin fiyatı $888’e çıktı (dörde bölünmesine rağmen). Elbette Warren Buffett’ın da hisseleri vardı (2014’te çıktı). 2013’te, günlük ortalama tiraj 475 binken gazeteyi $250 milyon nakit parayla Jeff Bezos satın aldı. Zamanlama pek iyi değildi, çünkü dünyada bütün gazetelerin tirajları düşüyordu.

Bezos gazete satın alan ilk zengin iş adamı değil. Bu alımların çeşitli nedenleri var ama en önemlisi, aynı bizim spor klübü başkanlıkları gibi hem bir saygınlık, hem güç ve hem de istediği kişiye ulaşma lüksü veriyor. Bezos gazetenin işlerine hiç karışmadı, saygınlığını korudu ve teknoloji de getirerek ileri götürdü ve 2016’da ik kez kâra geçirdi. Tirajlar düştü ama Washington Post bugün 255 binlik günlük tirajla ABD’nin en büyük 6. gazetesi olma konumunu koruyor (birinci USA Today 1,6 milyon tiraj). The Wall Street Journal (1 milyon) ikinci, The New York Times (484 bin) üçüncü.

ABD’nin en eski gazetesi The Washington Post değil. Bu onur 1764’ten beri devamlı basılan Hartford Courant’a ait.

5 Aralık 2019

243 yıl önce (1766) bugün (5 Aralık), dünyanın en büyük müzayede evi Christie’s ilk müzayedesini Londra’da gerçekleştirdi. Aynı isimli bir İskoç tarafından kurulan şirket ABD’den de Kraliyet Sanat Akademisi’nden de eski.

Christie’s’in merkezi Londra’daki King Caddesi, ama 46 ülkede 85 ofisi (Türkiye’de de) ve 10 satış salonuyla birlikte bir de hayli gelişmiş bir online müzayede platformu var. Artık ABD’de de büyük (oradaki ilk müzayedesini 1977’de yaptı). 80 ülkede yılda 350 müzayede yapıyor ve sanat eserlerinden şaraba, antikalardan arabaya, mücevherattan eski evrağa kadar her şeyi satıyor. Fiyatlar $200’den başlıyor, sonu yok.

$75 bine kadar %25, $1,5 milyona kadar %20, sonrasında %12 komisyon alıyor. Yılda $14 milyarlık satışta iyi para yapar. Şirketin piyasa değeri $66 milyar. Şirket 1973’ten 1999’a kadar Londra Borsası’nda halka açıktı, sonra Fransız milyarder François-Henri Pinault’un Groupe Artémis isimli holding şirketi $1,4 milyara satın aldı.

Pinault; Gucci, Yves Saint Laurent, Balenciaga, Bottega Veneta, Boucheron, Ulysse Nardin gibi lüks markaların sahibi olan Fransız Kering S.A.’nın da sahibi. Kering Paris Borsası’nda işlem görüyor ve CAC40 Endeksi’nde. Kering, Groupe Artémis’in bünyesinde. Groupe Artémis’in bağları (Château Latour), gazetesi (Le Point), tiyatrosu (Théâtre Marigny) var ve Rennes futbol takımının sahibi.

Christie’s’de satılan en pahalı sanat eseri Da Vinci’nin Salvatore Mundi’si oldu ($450 milyon). En pahalı elmas $57 milyona, en pahalı doküman George Washington’un el yazması notları $9,8 milyona, en pahalı saat (bir Patek Pkilippe) $6,2 milyona alıcı buldu.

5 Aralık 2006’da (ilk müzayedenin yıl dönümünde) Audrey Hepburn’un “Tiffany’de Kahvaltı” filminde giydiği siyah elbise $923 bine satıldı. Mübarek bereket.

4 Aralık 2019

58 yıl önce (1961) bugün (4 Aralık): Kültürsüzüm diye hayıflanmayın, sizden kültürsüzleri de var. New York’un en önemli müzesi Museum of Modern Art (MoMA) 47 gündür ters astığı Matisse tablosunu (Le Bateau) bugün farkedip düzeltti.

MoMA’da “Henri Matisse’in Son Eserleri” sergisi 18 Ekim’de açıldı. Duvarlarda Matisse’in aralarında Le Bateau’nun da (“Tekne”) bulunduğu büyük kesilmiş ve guvaşla boyanmış kağıtlardan yaptığı çalışmalar sergileniyordu. Le Bateau basit çizgilerle betimlenmiş bir tekne ve sudaki yansıması.

Tablo 47 gün boyunca duavrda ters durdu. Ne küratörler, ne müze yetkilileri, ne de 116 bin ziyaretçi (ki aralarında Matisse’in sanat tüccarı olan oğlu da vardı) yanlışlığın farkına varmadı. Ta ki serginin son gününde içeri bir Wall Street brokeri olan Genevieve Habert girene dek. Genevieve sudaki yansımanın daha detaylı olamayacağını düşündü ve müze kataloğunu alarak oradaki resmin doğru basıldığını gördü.

Bu düşüncesini müze görevlisine anlattığında “Neyin yukarda neyin aşağıda olduğunu ne sen ne de biz biliyoruz” cevabını aldı. Pazar günü olduğu için daha yetkili bir görevliye ulaşamadı ve durumu New York Times gazetesine bildirdi. Haber bir gün sonra gazetede çıktı ama müze durumu anlayıp bir önceki gece (serginin son günü) tabloyu düzeltti.

Matisse’in kemikleri sızlamıştır. Sadece bu olaydan değil, tablolarının müzayedelerde kaça satıldığından da. İlk Matisse rekoru 2007 yılında gelmişti. Christie’s müzayedesinde Matisse’in 1937’de yaptığı “L’Odalisque, Harmonie Bleue” (“Cariye, Mavi Ahenk”) $33,6 milyona satıldı. Asıl bomba 8 Mayıs 2018’de patladı. Yine New York Christie’s’de bu kez 1923’te yapılan “Odalisque couchée aux magnolias” (“Manolyalarda uzanan cariye”) $80,8 milyona alıcı buldu.

3 Aralık 2019

118 yıl önce (1901) bugün (3 Aralık), King Camp Gillette diye bir adam (kim oğluna “kral” ismini verir bilmem) icat ettiği traş bıçağı için patent başvurusunda bulundu. King o zamanlar çeşitli ürünlerin paketlenmesi için metal kutular yapan Crown Cork & Seal Company’de satıcı olarak çalışıyordu. Crown kullanılıp atılan kapaklar da yapıyordu. King kullanılıp atılan bir ürün için müşterilerin asla tükenmeyeceği ve hep geri geleceklerini gördü ve traş bıçağı yapmaya karar verdi.

Daha önce traş bıçağı yapılmıştı ama jiletleri metali döverek yapıldığından pek kullanışlı değildi. King mühendis ortaklarıyla hem jileti hem de tutamağını geliştirdi ve 3 yıl sonra da patenti aldı (1904). Üretime 1903’te başladı ve 51 traş bıçağı ve 168 jilet sattı. Bir traş bıçağının fiyatı o zaman $5’ti (bugünün $146’sı). Bu haftalık işçi ücretinin yarısına tekabül ediyordu ama tuttu. İkinci yıl, patenti aldıktan sonra, 90.884 traş bıçağı ve 123.648 jilet satıldı. 1908’e gelindiğinde Kanada ve Avrupa’da üretim tesisleri açıldı.

1921’de patentin süresi sona erdi ama şirket devamlı ürün geliştirmesi yaparak dünyanın en büyük üreticisi olmaya devam etti. Bugün kurucusunun ismi artık ürünün ismi haline gelmiş durumda (jilet). Şirket 2005’te Procter & Gamble tarafından $57 milyara satın alındı ve bugün dünya pazarının %65’ine sahip.

Procter & Gamble, içlerinde Ivory, Head & Shoulders, Pringles, Crest ve Bounty gibi isimlerin bulunduğu marka portföyüne Duracell, Right Guard, Pampers, Tide ve Gillette’i de ekleyince yılda $60 milyar satış yapan bir dev haline geldi. Gilette’teki 96 milyon hissesiyle Warren Buffett’ın Berkshire Hathaway şirketi böylece P&G’nin de en büyük hissedarı haline geldi. Bugün sadece $39 milyonluk hissesi var (%0,12).

2018 Mayıs’ında P&G hisselerinin fiyatı $70’e düşmüştü, bugün $123’lerde (+%76).

2 Aralık 2019

12 yıl önce (2007) bugün (2 Aralık), Noel kutlamalarının arefesinde hırsızlar Avustralya’nın Sydney kentinin bir banliyösünde faaliyet gösteren bir et üretim ve paketleme şirketinin deposundan $88 bin değerindeki 17,6 ton jambon ve domuz pastırmasını yürüttüler.

Sabaha karşı soğutmalı kamyonlarıyla Pendle Hill semtinin Nirvana Caddesi’ndeki deponun duvarına yaklaşıp okkalı bir delik açtılar. Her biri neredeyse 1 ton çeken ve jambon, domuz pastırması ve füme hindi gibi Noel lezzetleriyle dolu paketler yüklenmiş 16 paleti kamyonlarına yükleyip tüydüler.

En azından hoş bir mizah anlayışları vardı. Ayrılmadan duvara “Teşekkürler, Mutlu Noeller!” yazdılar.

Ne ilginçtir ki, daha bir hafta önce de İrlanda’da hırsızlar kendi çaplarında Noel’i kutlamışlardı. Onlar da güpegündüz Dublin’in Victoria rıhtımındaki Guinness bira fabrikasına girdiler ve 450 fıçı bira yüklü (180 fıçı Guinness, 180 fıçı Budweiser, 90 fıçı Carlsberg) kamyonu araklayıp gittiler.

Az buz bira değil. 39.600 pint (takriben yarım litrelik standart pub bardağı) bira eder. Hepsini içmeniz için $235 bin ödemeniz gerekir. Hırsızlar o gün fabrikanın bahçesine girdiklerinde zaten orada onlarca bira yüklü kamyon bekliyordu. Noel zamanı o bahçeden günde 250 kamyon çıkıyor.

İrlandalı Noel hırsızları Avustralyalı meslektaşları kadar komik değillerdi ve bir not bırakmadılar ama daha sonra elebaşlarına “beer hunter” ismi takıldı. İrlanda hoş bir yer. Hele Noel için ideal. 4,2 milyon kişinin yaşadığı ülkede 10 binin üzerinde pub var, yılda 5 milyon fıçı bira üretiliyor (250 milyon litre).

1 Aralık 2019

13 yıl önce (2006) bugün (1 Aralık), Katolik kilisesinin papazlarının asırlardır hasır altı edilen cinsel taciz vakalarına karşı açılan davalarda mahkum edildikleri tazminat rakamları hoş seviyelere gelmeye başladı.

5 milyon üyesiyle ABD’nin en büyük Roman Katolik başpiskoposluğu olan Los Angeles Kilisesi 1930’lardan bei kayıtlara geçmeye başlayan çocuk tacizleri nedeniyle açılan davaların birinde, bugün, 45 taciz vakası karşılığında $60 milyon ödemeye razı oldu. 1970’lerde iyice su yüzüne çıkmaya başlayan rezilliklere karşı insanlar kilise korkusu ve mahalle baskısı yüzünden dava bile açamıyorlardı. 2000’li yıllar çorabı söktü. Basın, kamuoyu ve mahkeme işin peşinden gitmeye başladı.

1 Aralık 2006’da üzerinde anlaşılan $60 milyon tazminat hayli yüksek bir rakamdı ama rekor değildi. 2002 yılında Boston Globe gazetesinin ortaya çıkardığı Boston kilisesinin rezaletleri (2015 Spotlight filmini hatırlayın) karşılığında piskoposluk $157 milyon ödemeye mahkum edilmişti. Ancak rekor bir yıl sonra, 2007’de geldi. Los Angeles Kilisesi Başpikoposu Roger Mahony mahkemede 508 kurbanla $660 milyona anlaştı (yâni 1930’lardan beri her ay bir çocuk cinsel tacize uğramış). Kurbanlar adam başı $1,3 aldılar.

Bunla da kalmadı. 2014’te yeni kurbanlar çıktı ve kilise 17 dava için $13 milyon daha ödedi. Bazı papazlar yurt dışına fıydılar.

4 yıl sonra aynı gün, 1 Aralık 2014’te bu sefer Wilmington, Delaware’de 1960’larda papaz DeLuca tarafından devamlı tacize uğrayan John Vai $30 milyonluk davasını kazandı. Papaz zaten kirliydi. 2008 yılında torununa taciz etmekten hapis yatıp kiliseden kovulmuştu. Nitekim Wilmington piskoposluğu kapısına gelen 100’den fazla davayı görünce geçen yıl iflâsa başvurdu.

Daha öğrenemedik mi? Bir yerden sıkarsan başka bir yerden patlıyor işte. Burda da kimi cüppeli çember sakallıların uçan kuştan, patlamış kestaneden tahrik olduklarını bilmiyor muyuz?