• persembe@persembe.com

UZUN ÖMÜR ÇAĞINDA YAŞAM

Nisan 2017
The 100 – Year Life
Çeviri: Canan Feyyat
Katkıda Bulunanlar: Ali Perşembe, Celali Yılmaz
288 sayfa

100 yıl yaşamak, armağan mı lanet mi?
Her şey seçimlerinize bağlı

Yüz yıl yaşamak ve bu zamanın büyük bölümünü verimli bir
şekilde çalışarak geçirmek yakında somut bir gerçek olacak.
Bugünün çocuklarının yarısından fazlası 100 yaşına dek, hatta
daha da uzun yaşayacak. Böylece de, bildiğimiz üç evreli yaşam
modeli işlerliğini yitirecek. Farklı kariyerleri ve geçişleri içeren
çok evreli meslek hayatları ve özel yaşamlar bizleri bekliyor.
Yirminci Yüzyıl’ın sonlarına damgasını vuran kadın istihdamındaki
patlama ve çekirdek ailenin dönüşümü yaşamlarımızı nasıl
değiştirdiyse, ömrün uzaması da hayatı yaşama biçimlerimizi o
kadar derinden etkileyecek. Hepimiz hayatımızın her yönüyle ilgili
planlama yöntemlerimizi ve yaşama biçimlerimizi değiştirmeye
zorlanacağız. Uzun ömürleri lanet olmaktan çıkarıp armağana
dönüştürmek için yalnızca bireyler değil toplumlar ve kurumlar
da dönüşmek zorunda kalacak.
Psikoloji ve ekonomiden bilgi ve görüşleri harmanlayan bu müthiş
sürükleyici kitabı okumayı bitirdiğinizde her şeyi bir kenara
bırakıp düşünecek ve hayatınızı daha iyi planlayacaksınız. Bu
kitabı, 100 yıldan uzun yaşamanın normal olacağı bir dünyada
hayata ilişkin şansların ve seçimlerin nasıl dönüşeceğini anlamak
isteyen herkes mutlaka okumalı.

İÇİNDEKİLER

Giriş
1 – Yaşamak: uzun ömür armağanı
2 – Finansman: Daha uzun iş hayatı
3 – Çalışma hayatı: İstihdamda genel görünüm
4 – Manevi değerler: Paha biçilmez odaklanma
5 – Senaryolar: Olası benlikler
6 – Evreler: Yeni inşa blokları
7 – Para: Uzun bir yaşamı finanse etmek
8 – Zaman: Eğlenme ve dinlenmeden kendini yeniden yaratma sürecine geçiş
9 – İlişkiler: Özel yaşamların dönüşümü
Değişim Gündemi
100 Yıllık Yaşam ve Biz

KİTAPTAN BİR ALINTI

Bu yaratıcı insan kümelerinin merkezinde çoğu kez dünya çapında üniversiteleri görüyoruz. Silikon Vadisi’nde Stanford, Berkeley ve Cal Tech; Boston’da MIT ve Harvard. Londra’daki yaratıcı grup ise dünyanın en iyi sanat ve tasarım okullarından Royal College of Art ve Central St. Martin’s çevresinde toplanıyor. Bu kümelenmeler büyüdükçe şirketleri, yeni yeni filizlenmekte olan yetenek havuzlarına çekiyor. Londra’nın King’s Cross semtindeki bir milyon metrekarelik Google Kampüsü, Central St. Martin’s’e çok kısa yürüme mesafesinde ve barındıdığı nüfus en az 4,500 kişiye çıkacak.

Üstün vasıflı çalışanların toplandığı akıllı kentlerin iş yaratılmasında önemli etkisi olabilir. Hatta, Berkeley’den Enrico Moretti’ye göre, her bir akıllı iş, beş tanesini daha yaratıyor. Bu yeni işlerden bazıları hukukçular, muhasebeciler ve danışmanlar gibi üstün vasıflı çalışanları içeriyor. Diğerleri ise bahçıvanlık, zanaatkârlık ve barmenlik veya yoga öğretmenleri gibi düşük ücretli işler. Bu hızla, akıllı kentler eski üretim merkezlerinden çok daha iyi istihdam yaratacak.