TARİHİN VİRAJLARI: BÜYÜK İSİMLER, KÜÇÜK TESADÜFLER

Ali Perşembe
2 Ocak 2011, Milliyet

Bugün dünyanın yarısı kahvaltı ederken o gazeteyi okuyor; işe giderken otomobilin radyosunda oradan gelen haberleri dinliyor; iş yerindeki ekranlarda o endeksi izliyor. Sabah onla kalkıyor, gece yarısı onla yatıyoruz. 128 yıldır onunla birlikteyiz. O hapşırınca dünya nezle oluyor. O iyiyse dünya mutlu oluyor. Dünyanın en uzak köşelerinde, yaşlı genç herkesin tanıdığı izlediği endeksler; finans merkezlerinin her odasının her masasında kendine yer bulan gazete; ve her ekranın bir köşesinde yanan sönen kırmızı ve yeşillerle bize göz kırpan haberlar, rakamlar, grafikler. Günümüzde iyice globalleşen finans endüstrisinin kalbinde yer alan Dow’dan bahsediyorum.

Kimimiz sadece endeksle aşina. Ancak o yatak odamıza girmiş kavramın arkasında tarihin enfes virajları var. Önlerinde eğilesi yetiştirildiğimiz isimlerin yaşam çizgilerinde yapılan küçük ve kayıtsız seçimlerin doğurduğu tesadüflere bakınca acaba kaderci mi olmak gerekir diye sorası geliyor insanın. Tesadüfler, hem de ne tesadüfler.

1851 yılında bir çiftlikte doğup babasını altı yaşında kaybettikten sonra ailesini geçindirmek için sıradan işlerde çalışıyor Charles Dow. Liseden terk, bir gazetede muhabir oluyor. O gazete bu gazete derken bir tanesinde daha sonra ortağı olacak Eddie Jones ile tanışıyor. Sonra başka gazeteler, başka işler, başka kentler. Son kent New York. Son iş Kiernan Haber Ajansı. Kiernan, Wall Street’in finansal haberlerini kâğıt parçalarına yazılmış koşuşturan çocuklar vasıtasıyla aracı kurumlara yetiştiriyor. Yıl 1882. Eddie ile yollar yine orada kesişiyor. Dow, başkaları için çalışmaktan bıkmış. Eddie, zaten tam delikanlı, huysuz, hırslı, çabuk kabaran bir uyumsuz. Bir başka Kiernan muhabiri Bergstresser yan odada. Bergstresser bir ay önce patrona kendi icat ettiği bir kalem ucunu götürüyor. Bu sivri uç ve bir karbon kopye kâğıdı sayesinde bir haber, bir yazımda 35 kopye çıkacak, daha çok brokere ulaşacak, daha çok para getirecek. Ne var ki, patronun o günlerde kafasında başka işler var. Bergstresser yüz bulmuyor ve zedelenmiş kibiriyle geri tahta masasına dönüyor.

Doğum yerlerinin; bahçelerindeki ağaçta cıvıldayan kuş seslerinin; kim bilir hangi koşullarda eve getirdiği yumurtaları dökme fırının yanına bırakan babanın kararlarının ve kim bilir hangi koşullarda o babayla bilmem kaç yıl geçirmiş annenin pişirdiği yumurtaları oğlunun tabağına dizişindeki şefkatin; sonra altı, on, on iki yaşında çalışmak zorunda kalışın, gazetelerin, patronların, haberlerin, kentlerin, havanın ve suyun yoğurduğu farklı karakterler, farklı dürtüler, farklı hayaller, ortak tesadüfler. En yaşlısı 31, en genci 23 yaşında. “Yeter artık, bu işi kendimiz yapabiliriz,” deyip Wall Street 15 numarada, borsanın hemen yanındaki pasajda, kola makinesinin arkasında daha sonra bütün dünyanın tanıyacağı şirketi kuruyorlar.

Şirketin ilk yayını gündelik iki sayfa olarak basılan Customer’s Afternoon Letter iken 1889 yılına gelindiğinde, o kıytırık bülten artık Wall Street Journal gazetesi haline geliyor ve bir devrim yaratıyor. Sadece konsolide hisse senedi bilgilerini yayınlamakla kalmıyor, aynı zamanda o sıralar yalnızca şirket mensuplarının sahip olabileceği yıllık ve çeyrek yıllık finansal tablolarını da ifşa ediyor. Bireysel yatırımcılarla Wall Street’in elit zümresi arasındaki oyun sahasını düzlüyor. Halbuki, şirketlerin çeyrek yıllık ve yıllık faaliyet raporlarını halka açıklamasını şart koşan yasalar daha 1934 yılıına kadar çıkmayacak.  Yâni bundan sonraki 50 yıllık bir süre için, bireysel yatırımcıların bu tür bilgilere ulaşabilecekleri tek yer bu gazete olacak.

Ne bir kozmopolit, ne bir Wall Street eliti, ne de bir finansçı. Sadece bir gazeteci. Yatırım dünyasının çehresini herhalde birçok akademisyenden, güçlü Wall Street kurumlarından, ünlü para ve varlık yöneticilerinden veya dünyanın en büyük yatırım bankalarından daha çok, Charles Dow değiştiriyor. Onun sayesinde bütün dünyanın okuduğu bir gazeteyi okuyoruz, onun sayesinde finans dünyası endeks kavramıyla tanışıyor, onun sayesinde ekonomi haberciliği güven telkin ediyor, onun sayesinde her teknik analist yol haritası olarak Dow Kuramı’nı kullanıyor. Ne ironidir ki, şirket finansallarının halka açık olması için savaş veren bir temel analist olan Charles Dow, ölümünden sonra kendisinin yazmadığı şeylerin ona atfedilmesiyle teknik analizin babası olarak daha 128 yıl bizimle birlikte oluyor.

Eddie Jones ise tam bir gündüz insan gece hırt hikâyesi. Charles Dow ne kadar sakin, aklı başında ve ağır başlı ise, o da o kadar öfkesi burnunda, o kadar çabuk kabaran, o kadar deli dolu. Zamanın Wall Street’i bugünkü gibi zamana karşı yarış değil. İşler üçte  bitiyor. Eddie üçten sonra barlarda. Tüyolar kokluyor, kavgalara karışıyor, spekülasyon yapıyor. Çevresi, huyu ve gürlemeleri artık çekilmez oluyor, 1899 yılında şirketten ayrılıyor ve Wall Street’in yaldızlı cazibesine av oluyor.

Ya zavallı Bergstresser’e ne demeli! Yüzyılın ıskasını yapıyor. “Gelin ayrılıp Kiernan’dan şirket kuralım,” diyen o. Bütün dünyanın tanıdığı bir gazetenin ismini koyan o. Üstelik, meteliksiz Charles Dow ve Eddie Jones’a arka çıkıp şirketin ayağa kalkmasını sağlayan sermayeyi veren de o. Ne var ki, ismi uzun garibimin. Üç kafadar oturup konuşuyorlar o ilk yıllarda, “şirketin ismi ne olsun?” diye. Dow, Jones, & Bergstresser; Berger, Dow & Jones… Hayır. Çok uzun. Bırakın Dow Jones & Co. olsun diyorlar. Nerden bilsin zavallı Bergstresser hem gazetenin, hem endeksin, hem şirketin, hem bir kuramın isimleri daha 128 yıl bizimle birlikte olacak diye.