ŞİMDİLİK HAKLI OLANLAR

Ali Perşembe
23 Aralık 2010, CNBCE Perşembenin Gelişi

Bugün size çok kötü bir haberim var.
Dünyanın sonu geldi.

Uzaylılar gelip bizi köle yapacaklar, güneşten fırlayan alev topları dünyayı cehenneme çevirecek, manyetik alan ekseni kaydırıp donduracak, komet çarpacak, denizler taşacak, Amerika batacak, beraberinde bütün dünyayı dibe çekecek, bankalar çökecek, Avrupa parçalanacak, (en çok buna üzülüyorum, kalbim parçalanıyor), euro ve dolar yok olacak, herkes işsiz kalacak, Dow 2.000’e düşecek, Çin-Amerika, G.Kore-K.Kore, İran-İsrail, Hindistan-Pakistan savaşları patlayacak, nükleer bombalar çatlayacak, cari açığımız tepemize binecek.

Çabuk marketlere koşun. Bol bol dondurulmuş/kurutulmuş gıda alın, makarna/pirinç istifleyin, bahçede bir sığınak kazın, neyiniz varsa hepsini satın, her şeyi altına gümüşe çevirin, kredi kartı borçlarını sakın ödemeyin, mortgage taksitlerini de ödemeyin, evinizin artık beş para değeri kalmadı, hepimiz öleceğiz.

Bu kıyamet günü uyarıları daha önce de gelmişti. Dünyanın sonunun geldiği ilk kez M.Ö. 2600 yılının Asur tabletlerinde söylendi. Eski Roma’lılar kentin kuruluşundan 120 yıl sonra yıkılacağına inanırlardı, çünkü 12 kartal Romulus’a roma’nın ömrünü temsil eden o mistik rakamı ifşa etmişti ve her bir kartal 10 yılı temsil ediyordu. Dolayısıyla, M.Ö. 753 yılında kurulan kentin 633 yılında yok olması gerekiyordu. Toledo piskoposu Elipandus, Roma’lılarla aynı fikirde değildi. Ona göre dünyanın sonu M.S. 793 yılının paskalyasında, 6 nisan’da gelecekti. Halk paniklemiş, bütün gece oruç tutup gün doğana kadar beklemişti. Dünyanın sonunun gelmediğini gören mümin Hordonyus acıkınca “haydi yiyip içelim, ölürsek en azından tok ölürüz” demişti. 1000 yılında Y1K bile olmuştu. O yıl İsa geri dönmeyince teologlar kıyamet tarihini çarmıha geriliş tarihinin 1000. yıldönümü olan 1033’e ertelemek zorunda kalmışlardı. Ama isa bir türlü geri dönmedi. Bu kez, Papa III. İnnoçenti, İslam’ın yükselişinden tam 666 yıl sonra, 1284 yılında İsa’nın dünyaya geri döneceğini buyurmuştu.

Bunlarla bitmiyor. Londra’lı astrologlara göre kıyamet 1 şubat 1524’de Londra’yı mahvedecek bir su taşkını ile başlayacaktı. Buna inanan 20.000 kişi Thames nehri civarındaki evlerini terk etmişti. Kayıtlar 1 şubat 1524’de Londra’da yağmur bile yağmadığını gösteriyor. 1532 yılında Viyana’lı piskopos Frederick Nausea (Ne isim değil mi? Adamın soyadı “mide bulantısı”) gökte kanlı haçlar gördüğünü üfürüp kıyamet çığırmıştı. Matematikçi Michael Stifel kıyamet gününü değil saatini bile hesaplamıştı: 19 ekim 1533 saat 08:00! Eh ne de olsa bilim adamı. İsa’nın çocuğuna hamile olduğunu iddia eden 64 yaşındaki bakire kâhin Joanna Southcott küçük İsa’nın 1814 Noel’inde doğacağını söylemişti. Kimse doğmadı ama Joanna Noel’de öldü. Hamile bile değildi. Ve geldik 1910’a. Halley kometi 18 mayıs’ta dünyaya çarpacak ve kuyruğundan sızan siyanür gazı herkesi zehirleyecekti. O bahar, uyanıklar çok miktarda “gaza bağışıklık kazandıran komet hapı” sattılar.

Kıyametin satışları artırdığı görülünce tellalların sayısı da arttı. Meteoroloji uzmanı Albert Porta, 17 aralık 1919’da altı gezegenin kesişmesinin manyetik bir akım akım yaratacağını, bu akımın güneşi delip geçerken dünyanın alevler içinde kalacağını üfürünce bir çok kişi intihar etmişti. Yedi Işık Hüzmesi isimli UFO tarikatı lideri Dorothy Martin yine su baskını çığırınca Nuh’un gemisini arayan kaçıklar sayesinde Türkiye’de turist sayısı artmıştı. Ben 31. yaşgünümü kutlamaya hazırlanırken bir Avustralya tarikatı İsa’nın 31 mart’ta saat 09:00’sa Sydney limanına ineceği söylemişti. Sanki hazretin elinde GPS cihazı var. Teknoloji sadece peygamberlere mahsus değil. Ulusal Güvenlik Şövalyeleri isimli bir külte göre, Missouri’de ele geçirilen uzaylı, CIA sorgulamasında 27 kasım 1997’de uzaylı istilâsının başlayacağını, tüm doğal kaynaklarımızın alınacağını ve hepimizin köle olarak çalıştırılacağını üfürmüştü. Nostradamusçuluk çok satınca 2000 yılında bu sefer Y2K çılgınlığıyla karşılaştık. Milenyum virüsü kimseye bir zarar vermedi ama konu hakkında çok kitap, anahtarlık ve hatırat satıldı.

Siz inanmayın, inanmayın. Görürsünüz başınıza neler gelecek! Hiç kurtulduk sanmayın. 21 aralık 2012’ye kadar vaktiniz kaldı (Türkiye’de çiftlik alın). Maya takviminin sonu! O da olmazsa 2036’yı bekleyin. Asteroit Apofis geliyor!

Bu felâket tellalığı modası geçmedi. Hatta son yıllarda ekonomistlere de iyice bulaştı. Daha bir kaç yıl önce piyasa Pamplona gibiydi. Ortalık boğa doluydu. Clinton “daha en iyisini görmedik” diyordu, şimdi “daha en kötüyü görmedik” demek moda oldu. Baktılar ki, işler iyi giderken “işler iyi gidiyor” demek prim yapmıyor, baktılar ki, kıyamet çığırınca bol kitap, bol seminer, bol anahtarlık satılıyor, herkes birdenbire Doktor Kıyamet oldu. Eskiden bir tane çizgi roman kahramanı vardı, fantastik dörtlüye karşı savaşıp dururdu. Şimdi, Doktor Kıyamet titri en çok aranan titr oldu. Saydım kaç tane bu lâkabı kendine yakıştırmış ekonomist var diye. Roubini, Prechter, Schiff, Panzner, Nassim Taleb, Marc Faber, Shilling, Roach, Krugman, Meredith Whitney, Rosenberg, Stiglitz, daha bir sürü var.

Doktor Kıyamet’lerin en doktoru Roubini. 2004 yılında Amerika çökecek dedi. Dow Jones 10.000’den 14.000’e yükseldi. Aradan bir yıl geçti, bu sefer ABD’nin Katrina fırtınasının yarattığı zararın altından kalkamayacağını buyurdu. Körfezdeki petrol kuyularının yarısını kaybeden Teksas’lı petrodolar zenginleri petrol fiyatlarının 30 dolardan 150 dolara çıkmasını kahkalarla izlediler. 2006 yılında resesyon geliyor dedi olmadı. 2009’da krizi bildi ama petrol 30 dolara düşecek dedi, 70 dolara çıktı. Brezilya batacak dedi, brezilya star oldu. “Ben portföyümün %95’ini nakitte tutuyorum” diyor. Amerika’da oturuyor, dolar kazanıyor. Amerika batacak, dolar pul olacak diyen bir adam için tuhaf bir varlık tahsisi stratejisi değil mi?

Bir başka Doktor Kıyamet, Elliott dalgacı Prechter. 1970’ten beri Amerikan hisse senedi almayın diye bağırıyor. Bu sürede Dow Jones 13.000 puan kazandı. 2002’de geri 1.000’e inecek dedi. Şimdi… 6 yıl boyunca düşecek diyor. Fon yöneticisi Schiff. Finans televizyonlarının sabit yüzü. Felâket çığırıp duruyor. Kitabı yok satıyor. Amerika’dan çıkın Avrupa hisse senetleri alın dedi, çuvalladı. Ünlü vergi muhalifi babası hapiste, kendisi politikaya atılıyor. Nassim Taleb! Kara Kuğu isimli kitabı 27 dile çevrildi. Okurken ölüyordum. Kendinden bahsetmediği bir sayfa yok. Davos’ta görseydiniz Roubini ile nasıl yarıştığını. Birbirlerinin üstüne çıkmak için felâket üzerine felâket kustular. Son kehaneti: 400 banka daha batacak. Seminerlerde saati 10.000 dolardan aşağı konuşmuyor. Gary Shilling. 73 yaşında. 1960’tan beri resesyon bağırıyor. Dot com balonunu bilince meşhur oldu. Arı yetiştirip arkadaşlarına bal dağıtan biri ama ağzından bal damlamıyor. S&P 500’e düşecek dedi. S&P 1200’ün üzerinde.

Başka bir Doktor Kıyamet: Krugman. Nobel almış, korumacılık çığırıyor. İnanılır gibi değil. Hem Keynes’çi, hem para dağıtan Fed yanlış yapıyor diyor. Son misafirimizi unutmayalım. Tatlı cadı Meredith Whitney. Analist olarak çalışırken yazdığı Citibank raporuyla mega star oldu. Citi hisseleri yerin dibini buldu, CEO’su istifa etti. Whitney zengin olup 2009 yılında kendi danışmanlık firmasını kurdu ve bankacılık sektörünü yerden yere vurdu. O yıl Dow Jones bankacılık endeksi 80’den 240’a çıktı. 3 misli. Ama ekranda çok güzel gözüküyor. Başka bir ekran yüzü: Rosenberg. Hayatı pesimistlikle geçmiş. Bir sürü felâketi bildi. Ama biliyor musunuz, 2008 yılında yayımlanan bir araştırmada 55 ekonomist arasında büyüme, enflasyon, faiz ve işsizlik tahminleri en çok çuvallayanlar arasındaydı. Stiglitz’e ne demeli. Kredi krizinin kapitalizmin sonu olacağını söyledi. Yanlış çıktı. Doların global rezerv olmaktan çıkacağını söyledi. Yine yanlış çıktı. Başka bir Doktor Kıyamet misafirimiz: Marc Faber. Nassım Taleb’le yarışır. Onlara aslında doktor kibir demek gerek. Gloom, doom isimli bülteni var. Kasvet, kıyamet. Tabi öyle olacak. Yoksa satamazsınız. Şimdi çin çökecek diyor. Türkiye’de çiftlik alın diyor. Ne yâni hepimiz bu yaştan sonra süt sağmayı mı öğreneceğiz. Bunlara kalsak hepimiz bileklerimizi keseceğiz. Allahtan piyasaları ekonomi profesörleri yapmıyor.

Doktor Kıyamet olmak çok kolay. Çünkü eninde sonunda haklı çıkıyorsunuz. İyi de bozuk bir saat bile günde iki kez doğru zamanı gösteriyor. Evet, endişelenmek için çok nedenimiz var. Borçluluk, işsizlik, eğitimsizlik, cari açık, vs., vs.. İşlerin hemen düzelmeyeceğini de biliyoruz. Ama perma-ayı olmanın bu isimlere kazandırdıklarını görünce taraf tutmamamın imkânı yok. Kendilerini gerçekten ispat etmek istiyorlarsa bir de çıkıp işlerin düzeleceği günü tahmin etsinler. Bu Doktor Kıyamet dolabı artık çok kalabalık oldu. Sıkıldım artık, kendinize başka bir lâkap bulun. Benim bir önerim var. Meselâ “şimdilik haklı olanlar”!

Felâket, kıyamet, felâket, kıyamet. Finansal kıyamet, nükleer felâket, sosyal kıyamet, ekolojik felâket. Hep yarın dünya batacak. Kimse 2016’da bira kıtlığı veya seks grevi yaşanacak demiyor ama. Hep satılacak bir fikir var.

1930 krizi. 2 dünya savaşı, atom bombası, 11 eylül, anayasa fırlatma, 2001 bankacılık krizi, deprem, tsunami. Evet çok acılar çekildi ama perde inmedi. İnsanoğlu her seferinde toparlandı, ayağa kalktı, üstünü başını silkeledi ve işine devam etti. Veba, AIDS, SARS, tavuk gribi. Ne almanya yok oldu, ne Zimbabwe, ne Japonya. Ne bekliyorduk? Kıyamet günü gelecek, her şeyin sonu olacak ve ekran siyah mı olacaktı?

Geriye dönüp bakalım. İnsan çok acı çekti. Ama sonunda mağaradan çıktı uzaya gitti. Babil’de bir kişi susam yağı lambasında bir saat aydınlanmak için 50 saat çalışmak zorundaydı. Orta çağ don yağı mumunun ışığı 6 saat çalışma gerektiriyordu. Bugünün ampulü için bu rakam saniyenin altında. Bu bireysel yaratıcılık ve girişimciliğin arkasında pesimizm değil optimizm vardı. Maltus da pesimistti. Nüfusu artan tarla fareleri kendi kendilerini tüketeceklerdi. Ama Maltus, insanoğlunun yaratıcılığını ve 1 metre kareden kaç adet mısır çıkarma kabiliyeti olduğunu ıskaladı.

Bugün dünya yıkılacak diye endişelenmeyin. Avustralya da yarın oldu bile. Bundan sonra kalan ömrümüzü yarın, 2012’de, 2036’da batacağız diye geçiremeyiz. Zaten ödünç zamanda yaşıyoruz, Onu da en iyi kullanmasını becermeliyiz. Ben “bu simit delik” diyen pesimist gibi olmak istemiyorum. Eğer hep yağmur duasına çıkarsanız bir gün kafanıza yıldırım düşer. Evet, belki bu dünyanın hem optimist hem de pesimistlere ihtiyacı var, çünkü biri uçağı diğeri paraşütü keşfedecek. Ama unutmayın! Karanlık olmadan da yıldızları göremezsiniz. Tünelin ucundaki ışığın hep tren olduğunu düşünürseniz hep tünelde kalırsınız. Maymunlar hâlâ ağaçta oturuyorlar. Biz okyanusun derinliklerine indik, uzaya çıktık.

Sorunlar hiçbir zaman bitmeyecek. Ama bugün global ekonominin en büyük sorunu ne biliyor musunuz? “bugün global ekonominin en büyük sorunu ne biliyor musunuz?” diye soran bir sürü ekonomist olması.