Gümüş Kurşun

ENRON’UN İNANILMAZ YÜKSELİŞİ VE ÖNLENEMEYEN ÇÖKÜŞÜ

Smartest Guys in the Room: The Amazing Rise and Scandalous Fall of Enron
Yazar: Bethany McLean, Peter Elkind
Çevirmen: Canan Feyyat
588 sayfa
……….
Bethany McLean ve Peter Elkind, Fortune dergisinin üst düzey yazarları arasınadırlar. Goldman Sachs’ın eski yatırım bankacılığı analistlerinden McLean halen New York City’de yaşmaktadır. 2001 yılında yazdığı “Enron’a Aşırı Değer mi Biçildi?” başlıklı makalesi Enron’un anlaşmalarını sorgulayan ilk incelemedir. Araştırmacı gazetecilik alanında ödüllü bir muhabir olan Peter Elkind ise, The Death Shift adlı kitabın yazarıdır. Daha önce New York Times Magazine, Wasgington Post ve Texas Monthly’de çalışmıştır. Halen Texas, Arlington’da yaşamaktadır.
……….

İÇİNDEKİLER

Sunuş
Oynayanlar
Değerlerimiz
Giriş

I. Gümüş tabaklarda öğle yemeği
II. Lütfen bize milyonlar kazandırmaya devam et
III. Ken Lay ve havarileri
IV. İlk prima donna
V. Sivri adamlar
VI. Enerji sektörünün imparatoriçesi
VII. Yüzde 15 büyüyeceğiz
VIII. Felâket reçetesi
IX. Gölge oyunu
X. Hotel Kenneth-Lay-a
XI. Andy Fastow’un sırları
XII. Büyük Enchilada
XIII. Tuhaf bir hareket
XIV. Enron’un kalbinin attığı yer
XV. Enron’u herkes seviyor
XVI. Domuzlar uçabildiğinde
XVII. Kaliforniya’da büyük oyun
XVIII. Genişbant canavarı
XIX. Neden diye sor, dangalak!
XX. İstifa etmek istiyorum
XXI. 45 milyon dolar meselesi
XXII. Sıfırı tükettik!
Sonsöz: Kimse pişman değil mi?
……….

KİTAPTAN BİR ALINTI

Yatırım bankacılığı faaliyetlerinde rekabetin artmasıyla birlikte, bankalar piyasadan pay kapmak için can atmaya başlamışlardı. Tarafsız bir gözle baktığımızda, çaresiz durumdaki taraf Enron’du; faaliyetlerini sürdürebilmek için istikrarlı bir şekilde sermaye enjekte etmek durumundaydı. Fakat Enron’un yüksek işlem ücretlerini kapmak için o kadar çok banka birbiriyle yarışıyordu ki Fastow pekâlâ hepsine mavi boncuk dağıtabilir, birbirine düşürebilirdi. Ve de bunu büyük başarıyla gerçekleştirdi. Bankaları kendi hırslarıyla vurdu, birbirlerine düşürdü, istediği herşeyi yaptırmaya zorladı ve böylece Enron’da bir illüzyon daha yarattı. Sanki bütün kartlar onun elindeymiş gibiyidi.

Bankaların Enron’a kredi vermek için böylesine istekli davranması, elbette Enron’un Wall Street’te sahip olduğu konumlayakından bağlantılıydı. İstisnasız bütün yatırım bankacıları, tavsiye verdikleri şirketlerin yöneticilerinden daha akıllı olduklarını düşünme eğilimindedirler, fakat Enron’da görüştükleri yöneticilerle ilgili böyle bir izlenimi hiçbir zaman edinmemişlerdi. Global Finance yöneticileri tam bir yatırım bankacısı gibi davranıyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Üstelik Enron’dakiler de en az bankacılar kadar zekiydi ya da bankacılar öyle olduklarına inanıyorlardı. Wall Street’te tanınırlığınız sizinle iş yapan insanların tanınırlığıyla doğrudan bağlantılıdır; dolayııyla küçük bir pay bile olsa Enron’un muhasebesinde görünmek adeta bir onur plaketi haline gelmişti. “Enron ile iş yapmayanlar enerji bankacısı değildi,” diyor o dönemin bankacılarından biri.