KURUMSAL YATIRIMCI NEREDE

Ali Perşembe
Eylül 2015, TKYD Kurumsal Yatırımcı Dergisi

 

G20 / OECD Kurumsal Yönetim Forumu 10 Nisan 2015 tarhinde İstanbul’da yapıldı. Revize edilmiş OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri taslağı katılımcılara dağıtıldı. Başta OECD Kurumsal Yönetim Komitesi başkan ve üyeleri olmak üzere konu hakkında deneyimli isimler konuşmalarında ve oturumlarda yapılan görüş alış verişinde özellikle bir tema üzerinde birleştiler: Kurumsal yönetim ilke ve uygulamaları, şirketlerin uzun vadeli (sabırlı) sermayeye ulaşımını sağlayacak finansal piyasaları sağlamlaştırıp desteklemeli.
 

Bunun yolu da elbette büyüme sürecinde olan şirketlerin kurumsallaşması ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin sermaye piyasalarının güçlendirilmesi gibi özel sektörün sürdürülebilir büyümesi üzerinde sistemik önemi olan eksikliklerin giderilmesinden geçiyor. Bu da güven, hesap verebilirlik ve sorumluluk sağlayan bir kurumsal yönetim sistemini içeren ilkelerin yayılması ve uygulanmasını gerektiriyor.
 

Bu bağlamda, revize edilen OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri taslağı özellikle Kurumsal Yatırımcılar tarafından önemli katkılar bekliyor. Eğer nihai amaç şirketlerin sabırlı sermayeye ulaşımını kolaylaştırmak ise, kurumsal yönetim çatısı, yatırım zincirinin başından sonuna kadar oturaklı teşvikler ve/veya yaptırımlar getirmeli ve pay senedi piyasaları şirketlerin kurumsal yönetim ilkelerini iyi uygulamalarına yardım edecek şekilde çalışmalı.
 

Bu söz konusu yatırım zinciri aslında yatırıma dönüşecek tasarruf ile bu tasarrufun uzun vadeli park etmesini arzuladığımız şirket arasında yer alan birçok aracıyı da içerebilecek şekilde uzun ve karmaşık bir yol. Yatırım fonları, bireysel emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve hedge fonları gibi kurumsal yatırımcıların portföylerinde bulundurdukları pay senetleri günümüzde hatırı sayılır bir miktarda arttı ve bu varlıklar alanında uzmanlaşmış varlık yöneticileri tarafından yönetiliyor. Bu kurumsal yatırımcı ve varlık yöneticilerinin kurumsal yönetime duydukları ilgi ve iyi uygulamaları isteme ve yönetme yetenekleri ise büyük çeşitlilik gösteriyor. Bazıları için oy hakkının kullanımı da dahil olmak üzere kurumsal yönetim ile ilgilenmek iş modellerinin bir parçası. Bazıları için ise, kaynaklarının bir kısmını faal paydaş olmaya harcamak iş modellerinin veya yatırım stratejilerinin bir parçasını teşkil etmiyor. Bu durumda paydaşlık haklarını oy kullanmak suretiyle yerine getirmek yasal olarak zorunlu olsa dahi bu yapılacaklar listesinden bir kalemi eksiltmekten öteye geçmiyor.
 

Biz, SAHA Kurumal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş., ülkenin ilk yerel derecelendirme şirketi ve BIST Kurumsal Yönetim Endeksi’ni oluşturan şirketlerin büyük bir çoğunluğunun Kurumsal Yönetim uygulamalarını derecelendirmiş bir şirket olarak her yıl bu şirketlerin genel kurullarına gözlemci olarak katılıyor ve bir yandan genel kurulların yapılış şekillerinin kurumsal yönetim ilkelerine uyumunu değerlendirirken diğer yandan paydaşların paydaşlık haklarını nasıl kullandıklarına şahit oluyoruz.
 

Gözlemlerimiz bize açık ve net olarak şu üç sonucu veriyor:

  1. a) “Yabancı” kurumsal yatırımcılar paydaşlık haklarını vekâlet verdikleri ve Türkiye’de yerleşik avukatlar/saklamacı kurumlar aracılığıyla kullanıyorlar.
  2. b) Çok seyrek de olsa, bazı genel kurullara bu “yabancı” kurumsal yatırımcıların yabancı temsilcileri bizzat fizikî olarak da katılabiliyorlar, ancak bu uygulama yok denecek kadar az.
  3. c) Son on yıldır katıldığımız genel kurullarda bugüne dek tek bir “yerel” kurumsal yatırımcı temsilcisini görmedik.

Ülkemizde kurumsal yatırımcıların veya kendi ifadesiyle kollektif yatırım kurumları ve portföy yönetim sektörünün %90’ını temsil eden Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği’nin (TKYD) genel kurullarda var olmayışının bu özgün ilgisizliği bir bakıma ülkemizde güdük kalmış olan kollektif yatırım kuruluşlarının büyüklüğünün GSMH’ye olan oranını yükseltmek olan dernek hedefiyle bağdaşmıyor. Aynı şekilde, derneğin ne kollektif yatırım kurumları vasıtasıyla Türk sermaye piyasalarını dünyada cazibe merkezi haline getirme vizyonuna ne de kurumsal ve bireysel yatırımcı tabanını genişletme ve yatırım ve yatırımcı kültürünü geliştirme misyonuna hizmet etmiyor.
 

Ülkemizdeki kollektif yatırım kurumları ve portföy yöneticileri gibi kurumsal yatırımcılar, TKYD önderliğinde, paydaşlık haklarını doğru ve bilgili bir biçimde kullanma yolunda isteklilik ve yeteneklerini sergilemek ve yatırım yaptıkları şirketlerde sahiplik işlevlerini etkin bir şekilde yerine getirmek için adım atmalılar. Ülkemize kurulup işlemesinde hepimizin büyük emek verdiği kurumsal yönetim çatısının etkinliği ve itibarı büyük ölçüde kurumsal yatırımcıların bu yelpazenin neresinde yer alabileceğine dayanıyor.
 

Bu adımlar, kurumsal yatırımcıların genel kurullarda mutlaka oy kullanmaları anlamına gelmiyor. Kaldı ki, genel kurullarda paydaşlık haklarının vekâleten oy kullanarak kullanımı paydaşlık sorumluluğunun yerine getirilmesinin tek kanalı bile değil.
 

Güven esası üzerine aldıkları yetkiyle haraket eden kurumsal yatırımcılar artık oy kullanma yöntemlerine ek olarak kurumsal yönetim politikalarını da belirleyip ilân etmeliler. Bu politikalar, ayrıntılı bir şekilde oy kullanma prosedür ve yöntemlerini içerebileceği gibi gerektiğinde yatırım yapılan şirketin yönetimine nasıl müdahele edilebileceğini açıklayan yaklaşımları da sıralayabilir. Bu bağlamda bazı ülkeler kurumsal yatırımcıların gönüllülük esasıyla altına imza attıkları bir dizi paydaşlık faaliyeti ve kurumsal yönetim uygulamasını içeren ilkeler (stewardship codes) oluşturdular.
 

İstanbul’un en azından yöresel finans merkezi olma projesine paralel olarak kollektif yatırım kurumları vasıtasıyla Türk sermaye piyasalarını dünyada cazibe merkezi haline getirmek, bireysel yatırımcı tabanını genişletmek, yatırımcı kültürünü geliştirmek, kollektif yatırım kuruluşlarının büyüklüğünün GSMH’ye olan oranını yükseltmek, şirketlerin sabırlı sermayeye ulaşımını kolaylaştırmak ve yatırım zincirine bu yolda teşvik ve yaptırımlar monte etmek istiyorsak bu zincirin içinde kurumsal yönetim ilkelerinin inkâr edilmez bir ağırlıkla yer alması gerek. Bu ağırlığı sağlayacak en etkin merci de kurumsal yatırımcılar. Kurumsal yatırımcıların bu yadsınamaz ağırlığını doğru yolda kullanabilmesi için de en büyük görev TKYD’ye düşüyor. Biz SAHA A.Ş. olarak, özellikle bir stewardship codes dizini hazırlanmasında tüm desteğimizi vermeye hazırız.