İSTANBUL ULUSLARARASI FİNANS MERKEZİ

Ali Perşembe
3 Mayıs 2012, Dünya Gazetesi

10 Nisan 2012 tarihinde bu köşede, öngörülen İMKB ve VOB birleşmesi hakkındaki görüşlerimi yazmış, böyle bir birleşmenin birleşen taraflara bir fayda sağlamayacağını ve ortaya çıkacak bileşenin parçalarından daha büyük olmayacağını savunmuştum. Öngörülen bu birleşmenin İstanbul Finans Merkezi projesi’nin bir parçası olarak sunulmasını da garip bulmuştum. Bu yazı aynı zamanda İstanbul Finans Merkezi projesinin nerede olduğu hakkında soru işaretleri içeriyor, bu uzun soluklu projenin kamuoyunda sadece bir emlâk projesi olarak algılanması hakkında yeterli ve gerekli aydınlatılmanın yapılmamasını eleştiriyordu.

Yazının yayınlandığı gün Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Erhan Usta tarafından arandım. Erhan Bey, öncelikle projenin kamuoyunda bir emlâk projesi gibi algılanmasından kendilerinin de rahatsız olduğunu ve çeşitli seminer ve toplantılarda bu algılamayı giderici konuşma ve sunumlar yaptıklarını ifade ettikten sonra İstanbul Finans Projesi hakkında bilgiler vererek projenin hangi aşamada olduğu hakkında beni aydınlattı.

Bugün en başta şunu ifade etmek isterim ki, eğer devlet kamu yararı için bir şeyler yapmaya çalışıyorsa, eğer kamu bu çalışmalardan doğru ve zamanında bir şekilde haberdar edilecekse, eğer basın bu çalışmalar hakkında görüşlerini ve eleştirilerini yazacaksa, eğer devlet bu görüş ve eleştirileri duyacak, not edecek, ve gereğini yapacaksa, ve eğer devlet ve basın bu karşılıklı ilişkiyi yapıcı ve medeni bir şekilde yürütecekse… bu iş böyle yapılır. Tebrik ediyorum, seviniyorum, gurur duyuyorum.

Sayın müsteşar yardımcısının aktardığı ve kendilerinin talimatıyla bana daha sonra gönderilen bilgilere istinaden bu aşamada İstanbul Finans Merkezi projesinin hangi aşamada olduğu hakkında bugün daha iyi bilgi sahibiyim. Kısaca bu bilgileri paylaşmak istiyorum.

Ekim 2009’da yürürlüğe giren “İFM Stratejisi ve Eylem Planı” çerçevesinde 2010/11 sayılı ve “İstanbul Uluslararası Finans Merkezi İdari Yapılanması” konulu Başbakanlık Genelgesi, 1 Mayıs 2010 tarih ve 27568 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı. Bu yapıya göre; İFM Yüksek Konseyi, İFM Ulusal Danışma Kurulu, sekiz adet Çalışma Komitesi ve Yüksek Konseye tavsiyede bulunmak üzere İFM Uluslararası Danışma Konseyi kuruldu ve Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Sayın Kemal Madenoğlu İFM Koordinatörü, Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Erhan Usta ile Hazine Müsteşar Yardımcısı Sayın Cavit Dağdaş da koordinatör yardımcıları olarak görevlendirildiler. Ayrıca, Yıllık Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü bünyesinde Mali Piyasalar ve İstanbul Finans Merkezi Dairesi 9 Kasım 2010 tarihinde kuruldu. Bu süreçte, İFM Çalışma Komiteleri Çalışma Usul ve Esasları ve her bir çalışma komitesinde yer alacak kurumlar da belirlendi.

Plânda yer alan eylemlerin takibi için İFM Eylem Takip Sistemi (İFM ETS) kuruldu. Sisteme girilen görüşler çerçevesinde eylemlerde görülen gelişmeler derlenerek 2011 yılı Temmuz ve Ekim’le 2012 yılı Ocak aylarında Görüş Dönemi Raporu hazırlandı. Çalışma komiteleri ve kurumlar arası eşgüdümü ve iletişimi artırmak için, hazırlanan tüm dokümanların; sunumların, toplantı tutanaklarının, yıllık faaliyet plânlarının, gelişim raporlarının, ilerleme raporlarının… vb. yer aldığı İFM Bilgi Belge Paylaşım Sistemi de (İFM İBS) 2011 yılı Nisan ayı başında “Tek Platform” olarak kullanıma açıldı ve 400’e yakın kurumdan 700 civarında kişinin sisteme erişimine izin verildi.

www.ifm.gov.tr adresinden strateji ve eylem plânına, idari yapılanma ve çalışma komiteleri hakkındaki bilgilere erişilebilir ve çalışma komitelerine katılma müracaatı yapılabilir. Bakanlığın bana gönderilen Aralık 2011 Görüş Dönemi Raporu’nu da paylaşmakta imtina etmeyeceğini düşünüyorum.

Bu bilgilerle projenin artık hareket olduğuna ben ikna oldum. Bu bilgilerin kamuoyu ile daha aktif bir şekilde paylaşılmasıyla yer eden yanlış algılamaların da bertaraf edileceğini düşünüyorum. Ne var ki, ne Ataşehir girişiminin ne de borsaların birleştirilmesinin eylem plânında yer almadığının bir kez daha altını çizmek ve özellikle VOB’un uzmanlık alanında uluslararası bir güç haline gelebilmesi için devlet himayesine girmesine değil desteğine ihtiyacı olduğunu vurgulamak istiyorum.