FED’İN SAHİBİ KİM?

Ali Perşembe
28 Mayıs 2010, Dünya Gazetesi

Federal Reserve (Fed) göründüğü gibi tipik bir merkezi bankası değil. Acayip bir kurum. Masum Amerikan halkı Fed’in sahibinin devlet olduğunu zannediyor. Halbuki Fed’in internet sitesi bile Fed’in sahibi olmadığını söylüyor. Fed’i oluşturan 12 bölgesel Federal Reserve Bankası özel bir banka gibi yapılandırılmış. Hissedarları o bölge bankacılığı sisteminde yer alan üye bankalar. Ama bu hisselerin oy hakkı yok. Başka kimsenin de oy hakkı yok. Fed, feci bağımsız bir kurum. Kendi başına kapalı kapılar ardında karar veriyor. Bu kararlar ne White House ne de kongre tarafından onaylanmak zorunda. Fed, vergi ödemiyor. Para yaratıyor. Yurt dışında banka açabiliyor, para gönderebiliyor, kendi devletine borç verebiliyor, para arzını, faizleri, enflasyonu, resesyonu, depresyonu kontrol edebiliyor. Kimseye hesap vermek zorunda değil.

Hissedarları, bankacılık sektörü. Fed başkanını cumhurbaşkanı atıyor ve senato onaylıyor ama senatörleri kim seçiyor ki? Yine bankacılık sektörü. Bu sektör seçim kampanyalarına milyar dolar yardım yapıyor. Washington lobilerine yılda 300 milyon dolar akıtıyor. Fed, bankacılık hanedanlarından başka kime hizmet edebilir ki.

Tarih de zaten bu düzeni teyit ediyor. ABD kurulana dek ingiliz sömürüsüne karşı savaş vermiş. Egemenliklerine kavuşana dek kendi paralarını basmalarına, kendi halkını vergilendirmelerine izin verilmemiş. Ama Birleşik Devletler kurulup egemenlik kazanıldıktan sonra bile İngiliz monarşisinin boyunduruğundan kurtulup kurtulmadıkları tartışılır.

1913 yılında olanlar ABD’yi belki de ömür boyu İngiliz monarşisinin hakimiyeti altına soktu. 1907 yılında başlayan ve süregelen finansal panikler bir bankacılık ve kur politikası düzenlemesine olan ihtiyacı ortaya çıkardı. Kongre, bu görevi senatör Aldrich’e verdi. Aldrich, Banker JP Morgan’ın kankasıydı ve kızını da Rockefeller ile evlendirmişti. Aldrich 1910 yılında JP Morgan’ın Georgia’daki özel Jekyll adasındaki av köşkünde o zamanlar dünyanın servetinin dörtte birine sahip olan bir grup bankerle gizlice toplandı.

O adada konuşulanlar, 23 aralık 1913’te herkes noel tatilindeyken alel acele kongreden geçirildi ve şimşek hızıyla bir saat sonra Başkan Wilson tarafından imzalanarak yasalaştı. Bu yasayla özel bankaların ve belki de avrupanın Rothschild hanedanının kontrolünde Federal Reserve kurulmuştu. Bu yasayla Amerikan Kongresi para basma yetkisini, sahibi olmadığı bir merkez bankasına devretmiş oldu. Bankacılar istediklerini elde etmişlerdi. Artık ülkeyi istedikleri gibi yönetebileceklerdi. Zaten Rothschild ailesinin en büyük oğlu Anselm “bana bir ülkede para basma yetkisini verin, yasaları artık beni ilgilendirmez” dememiş miydi.

O gün o adada bulunanlar ve kankaları Fed’in kurucu hissedarları oldular. Kimler mi? Rockefeller’ın işlerini gören JP Morgan. İngiltere ve Fransa’nın bankacılık hanedanı olan Rothschild’in temsilcisi Warburg (Warburg un bir kardeşi Almanya ve Hollanda’nın bankacılık konsorsiyumunun başkanı diğeri Kaiser’in danışmanı ve Alman Merkez Bankası’nın başkanıydı. Bu banka birkaç yıl sonra o muhteşem hiper enflasyonu yaratacak ve Alman orta sınıfının kökünü hepten kazıyacaktı). Adada başka kimler mi vardı? Rothscilhdgillerın evinde doğan Kuhn-Loeb şirketinin başı Schiff (Kuhn-Loeb 20 milyon dolar vererek Bolşevik devrimini finanse etmişti). Diğer ortaklar? Paris’in Lazard Brothers’ı; İtalya’nın Israel Moses Sieff Bankası; Lehman; Goldman Sachs; Rockefellergillerin sahip olduğu Chase Manhattan Bankası. Tam bir Amerikan vatanseverler mangası!

İşte Fed böyle hayata geçti. Artık ülke bankacıların ve Avrupa Rothschild ve Warburg hanedanlarının hakimiyeti altına girdi. Ve güya 1907’deki gibi panikler hiç olmayacaktı. Ama birkaç yıl sonra 1929 yılında tarihin en büyük krizi çıktı. Ekonomist Miılton Friedman, Galbraıtih ve hatta Bernanke bile krize Fed’in hatalarının yol açtığını söylüyorlar.

Egemenlikten önce İngilizlerin finansal hegamonyasına ilk baş kaldıran, Başkan Lincoln olmuştu. İç savaşta paraya ihtiyacı vardı ve bankacılar %36 faiz istiyorlardı. Kendi parasını bastı (Greenback) ve savaşı faizsiz finanse etti ama savaştan hemen sonra da öldürüldü. Amerika’nın kendi ekonomisini bedava finanse etmesi Avrupa ve İngiliz bankacılık hanedanlarınca kabul edilemezdi ve Greenback akabinde tedavülden kaldırıldı. Bu kez 1963 yılında Başkan Kennedy Fed’in hükümete faizle kredi vermesini yasakladı ve hazinenin gümüş sertifikaları basmasını emretti. Beş ay sonra o da öldürüldü ve yine akabinde sertifikalar tedavülden kaldırıldı. O günden bu güne hiçbir başkan bir daha Fed’in bu ayrıcalıklarını sorgulamaya cesaret edemedi.

Zaten ülkeleri diz çökerten bu borçluluk değil mi? Borcunu bitiren ülke hedef alınıyor. Biraz terörizm, biraz iç savaş. Savaşın finanse edilmesi gerek. Yine borçlanma. Bankacılık hanedanlarının gıdası savaş. Hem Vietnam savaşının mimarı McNamara’nın hem de Irak işgalinin mimarı Wolfowitz’in daha sonra Dünya Bankası’nın başına getirilmeleri acaba bir tesadüf mü?

Greenspan’e 2002’de Kraliçe tarafından şövalye unvanı verilmesi bir tesadüf mü? Fed’in gizliliğini korumadaki mahareti Rothschildgiller tarafından alkışlanmayıp da kim tarafından takdir edilsin. Greenspan 2004 yılında şöyle demişti: “Biz yaptığımız her şeyi anlatır, halkı bu işe dahil edersek sadece bizim anladığımız bir sürecin kontrolünü kaybederiz.” Yâni diyor ki, “bu işi bir tek biz biliriz, siz şurayı imzalayın ve işimize karışmayın”. İşi ne? Kapılar ardında, halka ve kongreye sorumlu olmadan bankacılık hanedanlarının amaçlarına hizmet etmek.

Hanedanlar sadece Fed’i kontrol etmiyor. Derecelendirme örgütlenmesi de onların olabilir. S&P’nin sahibi McGraw Hill’in, Fitch Sigorta‘nın sahibi Fransız Fimalac’ın ve Moody’s’in de Rothschild hanedanının İngiliz holding şirketinin egemenliğinde olduğu söyleniyor. Her yıl Clinton, Kissinger, Buffett, Gates, Soros, Albright, ve diğer kritik isimler Bilderberg grubu toplantılarında şu veya bu türlü bu hanedana sadakatlerini teyit etmiyorlar mı?

Fed 97 yıllık ömründe hiç denetlenmemiş! Amerikan senatosunda bazı senatörler Fed’in audit edilmesi (yani denetime tabi tutulması) için bir yasa çıkartmaya çalışıyorlardı. Hanedana hizmet eden senatörlere karşı. Fed de karşı lobi yapıyor, kampanya yürütüyordu. Kampanyanın başına kimi seçtiler biliyor musunuz? Dünyanın en saygın şirketi Enron’un (!) Washington lobicisi Linda Robertson’u.

Hanedan baskı çıktı. Yasa uzlaşmayla sulandırıldı. Denetleme olacak ama denetçi Fed’in yabancı bankalarla yaptıkları işleri; para politikası karar ve işlemlerini; açık piyasa işlemlerini, Fed’in satın aldığı toksik varlıkları; ve döviz swap işlemlerini inceleyemeyecek. ne kaldı inceleyecek? Her gün kravat takıp takmadıkları mı?

Henry Ford “Allahtan Amerikan halkı, para politikasının nasıl yönetildiğini anlamıyor. anlasalardı sabah olmadan devrim olurdu” demiş.

Komplo teoristleri Fed’i sadece elit bir zümreye çalışan gizli kapaklı bir dönme dolap olmakla eleştiriyor. Püritanlar ise Fed’in koca bir ülkenin ve dolayısıyla dünyanın para politikasına yön veren yasaların üzerinde bir yıldızlar topluluğu olduğunu söylüyor. Aradaki farkı ben anlamadım